Tekerleğin İcadı

Posted by admin on February 19th, 2008

Tabiatta hiç bir örneÄŸine rastlanmadığı halde, bize son derece doÄŸal gelen ve modern tekniÄŸin ekseni olacak kadar önemli bir icadı, tekerleÄŸi de Güneybatı Asya’ya borçluyuz.

Elimize, tekerleÄŸin hangi tarihte icat edildiÄŸini gösterecek hiç bir belge geçmemiÅŸtir. Ancak bu aracın günümüze en eski çaÄŸlardan geldiÄŸi de kesindir. Amerikalı arkeolog Speiser, Gawra’da, M.Ö. 3.000-2.500 yıllarının kalıntılarında tekerleÄŸe rastlanmış; İngiliz meslektaşı Woolley de Ur’da, M.Ö. 2.950 yıllarından kalma mezardan bir tekerlek çıkarmıştı. Ne gibi bir ihtiyacın bu icada yol açtığı kesinlikle bilinmiyor. General Frugier’nin ilginç ve inandırıcı varsayımına göre; Yontma TaÅŸ Çağı’ndan baÅŸlayarak insan, avladığı hayvanı, kaya parçaları gibi bazı ÅŸeyleri taşıma ihtiyacını duymuÅŸtur. Bu soruna çare ararken, kesilmiÅŸ bir aÄŸacın yuvarlandığını, böylece taşımayı kolaylaÅŸtırdığını fark eden insanlar yüklerini iki aÄŸaç kütüğünün üzerine koymayı akıl ettiler. İngiliz tarihçisi Maccurdy’ye göre; tekerleÄŸin atası, tomar denilen silindir biçiminde durulmuÅŸ kağıt ya da deridir. Bu geliÅŸmeyi kazılar da doÄŸrulamaktadır. Yapılan kazılarda Sümer ülkelerinde, M.Ö. 3.000′den kalma kızaklar ve arabalar çıkartılmıştır.

Tekerleğin icadını hemen arabanın izlediği kesindir. Bir çift tekerleği dingille birleştirmek ve buna demirsiz bir saban oturtmak işten bile değildir. Gerçekten de, M.Ö. 3.000 yıllarının Sümer kalıntılarında rastlanan arabalar böyledir. Sürücüsü, iki tekerleğin arasına konmuş bir eyere, ata biner gibi otururdu. Bu taslak çabuk gelişerek dört tekerlekli bir araç oldu; fakat henüz ön tekerlekler sabitti.

Bu araca ilkin hangi hayvan koÅŸulmuÅŸtu? Fransız arkeologu Georges Contenau’ya göre, yaban eÅŸeÄŸi. O dönemde, bu bölgede at bilinmiyordu ve henüz sözünü etmediÄŸimiz Türkler atı ehlileÅŸtirmiÅŸlerdir.

OrtaçaÄŸda önemli bir rol oynayacak olan bu ulus. Orta Asya, DoÄŸu Sibirya ve Mançurya’da yaÅŸamaktaydı. Henüz Yontma TaÅŸ Çağı’nda yaÅŸayan bu göçebe halkın hayatı, Babil ve Mısır uygarlığının tam karşıtıydı. Ama onların buz gibi ve dümdüz steplerde uzanan ülkeleri. Yakın DoÄŸu’nun güneÅŸli ve serin vahasının da karşıtı deÄŸil miydi? Asyalı göçebe halkın hayatı, her çeÅŸit yiyeceÄŸe alışan bu yorulmaz hayvanın, atın sırtında geçiyordu. Onu gem’e alıştıran Türklerin Güneybatı Asya’ya akınları sonucunda, bu bölgede atı tanıdı, ilk uygarlıklar, insanlığın bu en soylu buluÅŸunu, paha biçilmez armaÄŸanını onlardan aldılar.

KoÅŸum kayışlarıyla arabaya baÄŸlanan atla birlikte ilk savaÅŸ aracı da doÄŸmuÅŸ oldu. Antik dünya, arabayı ve atları bu korkunç görünümüyle ilk defa tanıyordu. Sonra M.Ö. 2.000 yılında Mezopotamya’da görülen araba, giderek Sami ırkından Hiksosların akınıyla Mısır’a girince, Firavun’un ordusunda, 1917′de ilk müttefik tanklarının Alman askerleri üzerinde yarattığı paniÄŸe benzer bir korku yarattı. Mısırlılar hayvan gücü olarak henüz öküz ve eÅŸekten yararlanıyorlardı. Ancak tecrübeden çabuk ders almayı bildiler. istilâcıları ülkeden atar atmaz bu yeni savaÅŸ aracını kullanmaya baÅŸladılar. Öyle ki. Mısır tarihinin en parlak dönemi olan Yeni İmparatorluk’tan kalan belgeler, Firavun’u gelecek kuÅŸaklara savaÅŸ arabasının üstünde, bir eliyle dizginleri tutar, ötekiyle de düşmanı yere serer biçimde gösterebilmiÅŸtir.

Bunu izleyen on yüzyıl boyunca, araba, savaÅŸ alanlarında fetih aracı olarak hizmet etti. Asurlular, M.Ö. 1.000 yıllarında bir sürücünün kullandığı, iki savaşçıyı çeken çift at koÅŸulmuÅŸ arabaları sayesinde dünyaya egemen oldular. Asur’un ünlü kralları Surgon ve Assurbanipal birçok ÅŸehirleri, güçlü savaÅŸ makineleri halini alan arabalarıyla kuÅŸattılar. Bu arabaların, tekerlekleri üzerine oturtulmuÅŸ ağır koçbaÅŸlarıyla ÅŸehir kapılarına saldırdılar; savaşçılar kalkanlarının arkasına saklanarak kale duvarlarının üstüne yürüdüler. Ancak bu ağır “topçu gücü”nün yanı sıra yeni bir silahlı birlik daha meydana getirmiÅŸlerdi: Atlılar. Bir halı parçasının üzerinde oturan bu eyersiz ve üzengisiz Asur atlıları, İskender’in fetihlerine yol açan öncüler oldular.

Filed under: İcat ve Buluşlar

 

Leave a Reply

Son Konular

Categories

Archives

Blogroll

Meta