Migren Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Posted by admin on January 25th, 2008

MigrenMigren dünyada bilinen en eski hastalıklardan biridir. Mısır’da Firavunlar döneminden papirus kalıntılarında baş ağrısı tedavi çizimlerine rastlanmıştır. Hastalık için “yarım baş ağrısı” anlamına gelen latince söylemin değişimiyle MIGREN adı yerleşmiştir. Ülkemizde de yaygın olarak halk tarafından bilinmektedir. ” Migren herhalde “, ” Migrenim tuttu ” laflarını her insan duymuştur.

Migren, gelip geçici baş ağrısı ile kendini gösteren bir hastalıktır. Baş ağrısı en uzun bir gün sürer. Çoğunlukla 3 - 5 saat devam eder. Ağrının şiddeti kişiden kişiye değişir. Ayni kişide de her ağrı ayni şiddette değildir. Ağrı şiddetli olduğunda bulantı ve kusma ağrıya katılır. Kusmadan sonra ağrıda bir azalma olması migrene ait bir özelliktir. Ağrı genellikle başın bir yarısında başlar ve her tarafına yayılır. Kusmadan sonra ağrı azalmadan sürüyorsa ve başın tek tarafından başlayan ağrı, her ağrı geldiğinde ısrarla aynı tarafta ve yer değiştirmiyorsa bir hekime danışmak gerekir.

Hekim migrene ait olduğu düşünülen ağrının başka bir nedeni olabileceğini araştıracaktır.

Baş ağrısı sırasında hastalar parlak ışık ve sesten rahatsızlık duyarlar. Loş ve sessiz bir ortamda yatmak isterler. Ağrı geçtiğinde çoğunlukla uyurlar. Bunu da ” ağrım uyuyunca geçiyor.” diye aktarırlar.

Migren kadınlarda daha çok görülür. Adet öncesi, adet ve adet sonrası dönemlerde yoğunluk gösterdiği bilinmektedir. Yalnız bu dönemlerde ortaya çıkan tipleri de vardır. Her yaşta başlayabilir. Bebeklerde görülen
periyodik kusmaların bile migrenle ilgili olduğu düşünülmektedir. Migren hastası olan kadınların ağrıları menopozdan sonra çok hafifler ya da kaybolur.
Migren ataklarının sıklığı değişkendir. Haftada ikiden çok baş ağrısı söz konusu ise hastanın ağrı gelmesini önleyen tedavi için bir nöroloji doktoruna başvurması önerilir. Migren hastalarının ailelerinde mutlaka migreni olan bir kişi vardır. Hastalar bunu çoğunlukla kabul etmezler illa kendilerindeki ağrıya tıpatıp benzer bir ağrı olmadığını savunurlar. Oysa migren ağrısı kişiden kişiye, şiddeti ve sıklığıyla farklıdır. Migren ailevi geçişli bir hastalıktır.
Bazı yiyecekler ve bazı durumlar baş ağrısını davet edebilirler. Uykusuzluk, açlık, mayalı içkiler, eskitilmiş peynirler, kabuklu deniz mahsulleri, konserve yiyecekler ve kuru yemişler ağrıyı tetikleyebilir. Bazı migren hastaları ağrının geleceğini önceden anlarlar. Çoğunluk hastada bu hafif bir ağrı ve durgunluk hissi olarak kendini gösterir. Bazı hastalarda bu öncü belirtiler, parlak ışık çakmaları, yarım görme, bulanık görme şeklindedir.Ağrı bunları izler. Bunlara ” öncü belirtili migren ” ( Auralı Migren ) diyoruz. Çok nadir hastada da bir beden yarısında güçsüzlük ya da gözde kapanına ve çift görme ile giden migren tipleri de görülür. Bu tipler de ” eşliğinde bozukluk gösteren ” ( komplike ) migren olarak adlandırılır.
Migren iyi huylu bir hastalıktır. Sakatlığa neden olmaz. Ancak iş günü kaybına neden olduğu ve çok kişide görüldüğü için ciddiye alınan bir hastalıktır. Ağrıdan sonra hasta sanki ağrıyı çeken o değilmişçesine sağlıklı ve iyidir. Hastalar ağrıyı hisseder hissetmez alırlarsa ağrı kesici ilaçlarla rahatlarlar. Ağrı çok sık geliyorsa sorumlu migrenden ziyade sık kullanılan ağrı kesici ilaçlardır. Migren hastalarında günlük gerilim baş ağrıları görülmesi de olağandır ve hastalar migren ağrısını diğer baş ağrısından ayırt etmeyi öğrenmelidirler.

Filed under: Sağlık Bilgisi | No Comments »

 

Yoğurdun Faydaları

Posted by admin on January 20th, 2008

Yoğurdun FaydaarıYoğurdun yapısı ve içerdiği besin değerleri nedeniyle insan sağlığı açısından kaynağı sütte bile olmayan faydalara sahip bulunduğu, vücudun yoğurdun içindeki kalsiyum ve proteini süte göre daha çabuk emdiği, bu nedenle de kemiklerin gelişimi açısından süte göre daha etkili olduğu belirtildi.

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdulkadir Hurşit, yoğurdun zengin besin değeri sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirdiğini dile getirerek, bu özelliği nedeniyle vücudu kanserden, mide ve bağırsak hastalıklarından, mide, kolon ve ince bağırsak kanserlerine kadar birçok hastalıktan koruduğunu söyledi.

Yoğurdun kolesterol emilimini azalttığını, probiyotik aktiviteye sahip olduğunu, çocukların bulaşıcı karaciğer iltihabı (hepatit) hastalıklarının tedavilerinde kullanıldığını kaydeden Prof. Dr. Hurşit, `Yoğurt, bağırsaklarda bulunan tehlikeli ve zararlı mikropların yaşamasını engeller. Sindirimi kolaylaştırır. Çünkü, vücutta kendi kendine sindirilen tek gıda yoğurttur. Tüberküloz hastalığına karşı doğal bir antibiyotik etkisi gösterir. Stres, alkol, kolalı ve karbonatlı içeceklerle zarar gören sindirim sistemini korur. Bazı bünyeler yapısı gereği sütteki laktozu sindiremez. Bu durum fiziksel rahatsızlıklara neden olur. Sütte bulunan laktoz, yoğurtta laktik asite dönüştüğünden, bu kişiler gerekli besinleri yoğurttan sağlayabilir` dedi.

Güzellik için de çok önemli bir besin kaynağı olan yoğurdun cilde müthiş bir parlaklık kazandırdığını vurgulayan Prof. Dr. Hurşit, yüzde 61 oranında yağ yakıcı özelliği nedeniyle formda kalmayı sağladığını ifade etti. Prof. Dr. Hurşit, `Yoğurdun faydaları saymakla bitmiyor. Yoğurt, doğal bir nefes kokusu ve diş taşı önleyicisidir. Ayrıca yağ yakma özelliğiyle çabuk kilo vermek ve özellikle karın bölgesindeki fazla kilolardan kurtulmak isteyenler için de ideal bir besindir` diye konuştu.

Bu arada, Japonya ve ABD`de yoğurtla ilgili yapılan araştırmalar da dikkat çekti. Japonya`da yapılan ve sonuçları İngiltere`de yayımlanan araştırma, şekersiz yoğurdun nefes kokusunu giderdiğini, diş taşı ve diş eti iltihaplarını doğal yollardan önlediğini ortaya koydu.

Araştırma kapsamında 6 hafta boyunca günde bir porsiyon yoğurt yiyenlerin yüzde 80`inde nefes kokusuna yol açan hidrojen sülfit düzeyinin düştüğü, yoğurdun içeriğindeki maddelerin bu rahatsızlıkları önlediği ortaya çıktı.

ABD`de yapılan bir araştırma ise, düşük kalorili rejimlerine yoğurt seçeneğini ekleyen ve günde 3 öğün yağsız yoğurt yiyen aşırı kiloluların, yoğurtsuz bir diyet programı uygulayanlara oranla yüzde 22 daha fazla kilo verdiklerini tespit etti.

Zayıflama diyetlerinde yoğurt yiyenlerin yüzde 61 daha fazla yağ yaktıkları görüldü. Yoğurt yiyenlerin ayrıca, karın bölgelerinde yüzde 81 daha fazla yağ yaktıkları da belirlendi. Düşük yağ oranlı süt ürünlerinden oluşan kalsiyum ve protein ağırlıklı diyetin, yağ yakma ve kilo vermek için ideal olduğu vurgulandı.

Filed under: Sağlık Bilgisi | No Comments »

 

Kök Hücrede Zararsız Teknik

Posted by admin on January 20th, 2008

Kök HücreAmerikalı araştırmacılar, cenini öldürmeye gerek kalmadan insan kök hücresi elde etme olanağı sağlayan yeni bir teknik geliştirdiler.

Amerikan Cell Stem Cell dergisinde yayımlanan araştırmaya göre bilim insanları, ceninden aldıkları bir hücreye, cenin kök hücre özelliklerini koruyacak biçimde “laminin” adı verilen bir protein yerleştirdiler.

Bu teknikle alınan hücreler, rahatlıkla organizmanın herhangi bir dokusu durumuna gelme özelliğine kavuşurken, tedavisi olanaksız birçok hastalığın iyileştirilmesi ve kanser veya bir kaza sonucu tahrip olan organların onarılması için de büyük umut yarattı.

Bu yöntemle hücrenin alındığı embriyo da herhangi bir olumsuzluktan etkilenmemiş oldu ve normal gelişimini sürdürebildi.

Bu yeni tekniğin, özellikle ABD’de tıbbi araştırmalar için insan embriyosu kullanımı konusundaki ahlaki tartışmalara son vermesi bekleniyor. Şu anki teknikle kök hücre alınması sırasında cenin yaşamını ve gelişimini sürdüremiyor.

Filed under: Bilim Teknik, Sağlık Bilgisi | No Comments »

 

Ay Tozu Tehlikeli mi?

Posted by admin on January 20th, 2008

Ay TozuAy’a 2020’de yeniden insanlı uçuş planlayan NASA, Ay tozu yutmanın astronotlar için tehlike oluşturup oluşturmadığını inceliyor.Minik Ay tozu parçacıklarının toksik olabileceğini düşünen bilim insanları, deney fareleri üzerinde Ay tozunun akciğerlerde yaratabileceği enfeksiyon olasılığını inceleyecek. Tennessee Üniversitesi’nden bir ekip de, ay’da kurulması planlanan üs ve uzay araçlarındaki yaşam alanlarından tozun uzak tutulması amacıyla mıknatıs filtreler kullanması olasılıklarını araştıracak. NASA’nın Apollo uçuşlarından bu yana Ay tozunu yutmanın sağlık üzerindeki bazı olumsuz etkileri biliniyor. Apollo 17 seferi ile Ay yüzeyinde yürüyen son insan olan Amerikalı astronot Harrison Jack Schmitt, Ay yüzeyindeki yoğun bir faaliyetin ardından kirli uzay elbisesini modül içinde çıkarttığında, ay tozunun olumsuz etkisinden ve ateşinin yükselmesine neden olmasından şikayet etmişti. NASA, şu anda Ay tozuna daha uzun sürelerde maruz kalınmasının yol açabileceği sonuçları inceliyor ve 13 yıl içinde Ay’a yeniden insan gönderilmeden önce bu soruna çözüm bulmaya çalışıyor.

Filed under: Astronomi Uzay Bilimleri, Bilim Teknik, Sağlık Bilgisi | No Comments »

 

Prostat kanserinde genetik etkisi

Posted by admin on January 18th, 2008

Prostat KanseriAmerikalı ve İsveçli araştırmacılar, prostat kanserinin kalıtımsal eğilimini açıkça artıran çeşitli genetik farklılıkları ortaya çıkardı.

New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, prostat kanserine yakalanan erkeklerin 8 ve 17 numaralı kromozomlarının 5 değişik bölgesinde 16 genetik farklılık saptandı.

İsveç’te 2893 prostat kanseri hastası ile bu kanser türüne yakalanmayan 1781 erkeğin kan örnekleri tahlil edildiğinde, genetik farklılıkların, incelenen gruptaki kanser vakalarının yaklaşık yarısından sorumlu olabileceği sonucuna varıldı.

Araştırmaları sonucu, genetik farklılıkların sayısı arttıkça riskin de arttığını düşünen hekimler, incelenen grupta genetik farklılıkların sayısı 4 veya 5 olan erkeklerde prostat kanseri gelişme riskinin 4,5 kat arttığını belirledi.

Hekimler, deneklerde bu genetik farklılıklardan başka, baba, amca ve dede gibi aile bireylerinde prostat kanserine yakalanan varsa, kanser olasılığının da, ailelerinde böyle bir geçmişleri olmayanlara göre, 9,5 kat olduğunu saptadı.

Bununla birlikte hekimler, belirledikleri genetik farklılıkların tümörün büyüme oranını önceden kestirmeye olanak tanımadığını bildirdi.

kaynak: cnnturk

Filed under: Sağlık Bilgisi | No Comments »

 

Maymun Beyniyle Yürüyen Robot

Posted by admin on January 17th, 2008

Japon ve ABD’li araştırmacılar, bir maymun beyninin yürüme sırasında bacaklara gönderdiği sinyallerle iki bacağını harekete geçirebilen insansı bir robot geliştirmeyi başardı. Buluş sayesinde engellilere yeniden yürüme yeteneği kazandırılabilecek.

Maymun Robot

TOKYO - Maymunda bacakları harekete geçiren sinir akımlarını tespit eden Japonya Bilim ve Teknoloji Kurumu ile ABD’nin Duke Üniversitesi araştırmacıları, bu sinyaller sayesinde robotun bacaklarını harekete geçirmesini ve robotun maymun gibi yürümesini sağladı.

ABD’li araştırmacılar iki şempanzeyi yürüme bandında tıpkı insan gibi yürümeleri için eğitti ve bu hareketi sağlayan yüzlerce sinirden gönderilen sinyalleri kaydetti. Japon ekip ise bu bilgileri insansı robotun anlayabileceği talimatlara dönüştürdü.

Buluşlarını dünyada bir ilk olarak tanıtan araştırmacılar, böylece engellileri yürüme yeteneklerine yeniden kavuşturabilecek sinirsel protezlerin yapımında önemli bir adım attıklarını savunuyor.

kaynak: ntvmsnbc.com

Filed under: Bilim Teknik, Sağlık Bilgisi, Teknoloji Haberleri | No Comments »

 

Newer Entries »

Son Konular

Categories

Archives

Blogroll

Meta