İki türk mühendisi Microsoft Robotics ve haritalama yazılımları kullanarak kurtarma desteği sağlayacak bir helikopter prototipi tasarladı.
Türkiye’nin kuzeybatısında 1999′da yaşanan 7.4 büyüklüğündeki depremde 45 binin üstünde insan ölmüş ve milyonlarca insan evsiz kalmıştı.
Felaket nedeniyle beş gün boyunca yerel otoriteler arasında iletişimde sorunlar yaşanmıştı.
Oğuz Bayrakdar ve Ömer Çelik isimli Türk mühendisler RobotTurk adını verdikleri projeyle doğal afet durumlarında yaşanan iletişim sorununun önüne geçilmesi planlanıyor.
Türk mühendislerin başlangıçta bireysel olarak geliştirdiği proje, kısa zamanda Microsoft Robotics grubunun gözdesi haline geldi. Aynı zamanda İstanbul Belediyesi’nin de desteğini aldı.
RobotTurk (Afet Acil Video Sistemi) projesi, insansız hava araçlarının kameralarla donatılması ve yer kontrol sistemi vasıtasıyla afet yaşanan bölgelerden canlı video yayını yapması ve fotoğraf göndermesi ilkesine dayanıyor.
Bu amaçla tasarlanan helilkoptere, Microsoft Robotics Studio’yla çalışan bir bilgisayar ünitesi olan eBox adlı bir platform yerleştirildi.
Bayraktar’ın helikoptere monte ettiği program, yer istasyonu tarafından yayınlanmış komutların robot tarafından yapılmasına izin veriyor, pilotsuz otomatik uçmayı ve güvenli inişi sağlıyor.
Helikopter Microsoft’un sanal haritasındaki haritalama araçlarının yardımıyla direkt olarak felaket bölgesine ulaşarak komuta merkezine buradan elde ettiği görüntüleri iletebilecek şekilde tasarlandı.
Yer istasyonu helikopterden iletilen videonun akışı, oluşturulması ve kaydedilmesi işlemleri için Windows Server 2008 Media Services’ten yararlanıyor.
Microsoft’tan yapılan açıklamada RobotTurk’ün son kullanıcı tarafından da satın alınabileceği bildirildi.
Herkesin bildiği gibi, termometrenin görevi ısıyı ölçmektir. Başka türlü söylemek gerekirse,soğuğun veya sıcağın ne kadar olduğunu (kaç dereceyi bulduğunu) göstermektir.
Hızlı ateşlemeli silahlar on dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru gelişmeye başlamıştı. Fransızlar 1870′de mitralyözle ve Birleşik Devletlerde Gatling kendi adıyla anılan tabancasıyla ortaya çıktı. Silahlar İngiliz ordusunun hemen dikkatini çekti ama bu silahlardan edinmede başarılı olamadılar. Bu başarısızlık I. Dünya Savaşı’nda binlerce yaşama neden oldu.
Buhar sorununu bilimsel yönden geliştirmesinden ötürü Watt, bu devrimlerin kaynağı sayılmalıdır. Ondan önce Newcomen’in makinesi ağır ve zor ilerliyor, teknik yerinde sayıyordu. Watt’ın aracılığıyla bilimin işi ele alması üzerine bu yavaş gidişte birden bir canlanma görüldü. Tekniğin ilerleyişi bir devrim niteliğini aldı, olayların akışı büyük bir hız kazandı. Bilim, insanlık tarihinde üçüncü defa müdahalede bulunuyordu, ama bu müdahalesi, toplumda bundan böyle büyük bir rol oynayacağını kanıtlayacak nitelikteydi.
Lokomotifi ilk düşünen, daha doğrusu ilk gerçekleştiren Trevithick oldu. 1801′de inşa ettiği ve kendinden öncekilerden daha başarılı bir sonuç alamadığı buharlı arabası hatırlardadır. Bu başarısızlık buharlı lokomotifin mucitini sarstı; sabırsız, ama hünerli bir kişi olduğundan başka şeyler üzerinde çalışmaya başladı. Ancak, emeklerinin büsbütün boşa gitmesini de istemediğinden, bir süre sonra makinesinin ray üzerinde giden arabaya bağlanmasını madencilere teklif etti.
Atmosfer basıncını ölçmeye yarayan aygıttır.
Bisikletin kökeni ve ortaya çıkış tarihi belirsizdir. 1791′de, Fransa krallık sarayı bahçesinde, kont Sivrac, sağa sola hareket olanağı olmayan sabit iki tekerleğin taşıdığı ve kullananın ayaklarıyla toprağı iterek ilerlettigi tahta çubuktan oluşan, adına da “selerifler” denen bir makineye halka gösterdi. 1816′da fotoğrafın mucidi Niepce ve 1817′de Bade ülkesinin alman barolarından K.F. Drais iki makine yaptılar. Drais’in Laufmaschine denen aygıtı halk arasından “drezin” adıyla tanıtıldı. Bu makine 5 nisan 1818′de Lüksemburg bahçelerinde tanıtıldı; selerifer’e göre üstünlüğü, ön tekerleğinin bir eksen üzerine monte edilmiş olmasıydı; böylece araca yön verebiliyordu. Bu araç bisikletin, hatta iki kişilık bisikletin atasıdır. Drais’in icadı kısa süre sonra İngiltere’de de taklit edildi ve “dandy-horse” adıyla demirden olanlar ( o tarihe kadar tahtadandı) imal edildi. 1839′da iskoçyalı bir demirci, K.MacMilan, arka tekerleğin göbeğe tutturulmuş bir kola, çubuklarla bağlanmış pedallar taktı. Ancak, 1861′de, fransiz Pierre Michaux ve ikioğlu Ernest ile Henri, bir drezinin ön tekerleğine aracın ilerlemesini sağlamak amacıyla, bir değirmenden çıkardıkları bir kol ve tutamaklar bağlamayı akıl ettiler. Böylece pedal takımı meydana geldi. 1868′de Pierre Michaux, içi dolu kauçuk lastiklerin takılabileceği jantlar icat etti. 1869′da, saatçi Guilmet’nin araştırmlarından yola çıkan Meyer ve ortakları, ilk çağdaş bisikleti yaptılar: her iki tekerleğin çapı birbirine eşitti ve ön tekerlek yönlendirici, arka tekerse merkezi bir pedal sistemi ve zincir aktarması sayesinde haraket ettiriciydi. Tümüyle madeni olan Guilmet bisikleti, kasım 1869′da Pre Catalan’da sergilendi: burası ilk bisiklet sergi salonuydu. Ama buluş ilği görmedi. Gene, ön tekerleğin hareket ettiriciliği ilkesine dönülerek, daha yüksek bir developman (hız) elde etmek için bu tekerleğin çapı büyütüldü Güvenliği arttırmak için yapılan denemelerden sonra, pedal takımı gerçekleştirildi ve aktarma, önceleri dişli çarklar aracılığıyla, sonra zincirle yapıldı. Serbest tekerlek 1896′da, kontrapedal frenleme sistemi 1898′de bulundu; bu arada Dunlop, havalı lastiği icat etti (1888). Çelik telli Bowden freni 1902′de, arkada teker göbeginde bir dizi dişli çark değiştirme 1905′e doğru ortaya çıktı. Bugün kullanılan vites değiştirme mekanızması 1925′te gerçekleştirildi.