Dünyamızın Şekli ve Sonuçları

Posted in: Bilim Teknik, Bilimsel Olaylar |

Dünyamız Samanyolu Galaksisi’ndeki yıldız sistemlerinden güneş sisteminde yer alır. Bütün gezegenler elips şeklinde bir yörüngede hareket ederler.

AY VE ÖZELLİKLERİ

Ay dünyamızın 1/50’si kadardır. Bu sebeple Ayda yerçekimi azdır (dünyadakinin 1/6’sı kadardır).

Ayda atmosfer yoktur. Bunun sonucunda; hava ve su yoktur. Meteorolojik olay (iklim) görülmez. Meteorlar doğrudan ay yüzeyine düşer. Sonuçta büyük krater çukurlukları oluşmuştur. Günlük sıcaklık farkı fazladır. Bu sebeple mekanik çözülme fazladır. Canlı hayatı yoktur. İç ısısını kaybetmiştir. Bundan dolayı volkanik olay görülmez.

AYIN HAREKETLERİ

1) Kendi ekseni çevresindeki hareketi

2) Dünya çevresindeki hareketi

3) Dünya ile birlikte güneş çevresindeki hareketi

*** Ay hem kendi hem de dünya çevresindeki bir turunu aynı sürede (29,5 gün) tamamladığı için dünyadan ayın sürekli aynı yüzeyi görülür.

Ay günü: Dünyadaki herhangi bir meridyenin ard arda iki kez Ayın karşısından geçinceye kadar geçen süredir. Bu süre 24 saat 50 dakikadır.

Güneş günü: 24 saattir.

*** Ay günü ile güneş günü arasındaki zaman farkından dolayı bir yerde Ay her gün bir önceki güne göre daha geç gözlenir ve gel-git olayı daha geç oluşur.

AYIN EVRELERİ

Ayın aydınlık yüzünün dünyadan görünüşünde bir ay boyunca meydana gelen değişikliklerdir.

Yeniay ve dolunay evrelerinde büyük gel-git yaşanır. Sebebi dünya, ay ve güneşin aynı doğrultuda olmasıdır. İlk ve son dördünde ise küçük gel-git yaşanır.

Güneş tutulması, Ayın Güneş ile Dünya arasına girmesi ve bazı özel koşulların sağlanmasıneticesinde meydana gelir.Tutulmanın olabilmesi için, Ayın, Dünya etrafındaki yörüngesiyle Dünyanın Güneş etrafındaki yörüngesinin kesişim yerlerini belirleyen düğüm noktalarında veya bu noktalar civarında (Yeniay safhasında) bulunması gerekir.

Bilindiği üzere bir yıl içerisinde Ay, Dünya etrafında 12 kez dolanır. Dolayısıyla, eğer Ayın yörünge düzlemi Dünya’nınkiyle çakışık olsaydı, bir yılda 12 kez Güneş tutulması meydana gelebilirdi. Fakat durum böyle değildir. Ayın yörünge düzlemi ileDünya’nınki arasında yaklaşık 5° 9’ lık bir açı vardır. Bu açı nedeniyle Dünya, Ay ve Güneş, Ayın Dünya etrafındaki her dolanımında tam olarak aynı doğrultuda bulunmazlar. Böylece her ay bir Güneş tutulması oluşması engellenmiş olur. Nitekim bir yılda en az iki, en çokbeş Güneştutulması meydana gelebilir.

Ay dünya etrafındaki yörüngesini tamamlarken, dünyanın güneş ve ay arasında kalmasına neden olabilir. Bu durumda ay yüzeyine düşen güneş ışınları dünya tarafından engellenmiş olur. Karanlıkta kalan ay kısa süreli de olsa dünyadan gözlenemez bu olaya ay tutulması adı verilir. Bulutsuz bir gecede çıplak gözle rahatlıkla fark edilebilen bu olay, güneş tutulmasına göre, dünya yüzeyinde daha geniş bir alandan gözlenebilir. Ay tutulmasının dünya yüzeyinden gözlenebildiği alan dünyanın yarısından 24º kadar fazladır.

DÜNYANIN ŞEKLİ VE SONUÇLARI

Dünyamızın Ekvatorda şişkin, Kutuplarda basık olan kendine has şeklineGEOİD denir.

DÜNYANIN BOYUTLARI

*Ekvator çevresi: 40.076 km
*Kutuplar çevresi: 40.009 km
*Ekvator yarıçapı: 6378 km
*Kutuplar yarıçapı: 6357 km
*Karalar yüzölçümü:149 milyon km2(%29)
*Denizler yüzölçümü: 361 milyon km2(%71)
*KYK’de karalar %39 denizler %61
*GYK’de ise karalar %19 denizler %81 dir.

DÜNYANIN ŞEKLİNİN SONUÇLARI

*Ekvatorun uzunluğu tam dairelik bir meridyenin uzunluğundan fazladır.
*Paralellerin uzunluğu kutuplara doğru azalır.
*İki meridyen arasındaki uzaklık kutuplara doğru azalır.
*Güneş ışınlarının düşme açısı kutuplara doğru azalır.
*Yer şekilleri haritaya gerçeğe tam uygun olarak aktarılamaz.
*Aynı anda Dünyanın yarısı aydınlık (gündüz) yarısı karanlık (gece) olur.
*Dünyanın çizgisel dönüş hızı kutuplara doğru azalır.
*Yer çekimi kutuplara doğru artar.

*Dünyanın çizgisel dönüş hızı kutuplara doğru azalır.
*Yer çekimi kutuplara doğru artar.

DÜNYANIN HAREKETLERİ VE SONUÇLARI

*Gece gündüz olayı ardalanır (birbirini takip eder).
*Güneş ışınlarının düşme açısı günün her saatine göre değişir.
*Yerel saat farkları oluşur.
*Günlük sıcaklık farkları oluşur. Buna bağlı olarak meltem rüzgarları oluşur. Mekanik çözülme olur.
*Sürekli rüzgarların esme yönünde sapmalar olur.
*Okyanus akıntılarında sapmalar ve halkalar olur.
*Dinamik basınç merkezleri oluşur. Yönler belirlenir. Fotosentez meydana gelir.

DÜNYANIN EKSENİ ÇEVRESİNDE DÖNÜŞÜNDE DOĞAN HIZLAR

1) ÇİZGİSEL HIZ VE SONUÇLARI (Enleme bağlı)

*Çizgisel hız en fazla Ekvator üzerindedir (1670 km/h) . Bu hız kutuplara doğru azalır. Bunun sonucunda;
*Güneşin doğuş ve batış süresi kutuplara doğru uzar.
*Gece gündüz arasındaki fark kutuplara doğru artar.
*Atmosferin kalınlığı Ekvatorda fazla, kutuplarda azdır.
*Ekvatorda yerçekimi az, kutuplarda fazladır.

2) AÇISAL HIZ VE SONUÇLARI (Boylama bağlı)

Dünyanın açısal hızı;

24 saatte: 360°
1 saatte : 15°
4 dakikada :1° dir.

*** Açısal hız her enlemde aynıdır. Açısal hız sonucunda yerel saat farkları oluşur.

DÜNYANIN YILLIK HAREKETİ VE SONUÇLARI

Dünyanın güneş çevresinde dönerken izlediği yola yörünge, meydana getirdiği düzleme de yörünge düzlemi (ekliptik düzlem) denir. Dünyamızın yörüngesi elips biçimindedir.

ELİPS BİÇİMİNDEKİ YÖRÜNGENİN SONUÇLARI

Dünyamız güneşe bazen yaklaşır, bazen güneşten uzaklaşır. Dünyanın güneşe en yakın olduğu tarih 3 ocaktır. En uzakta olduğu tarih ise 4 temmuzdur.

Dünya güneşe yaklaşınca güneşin çekim kuvveti artar. Böylece dünya güneş çevresinde daha hızlı dönmeye başlar. Sonuçta şubat ayı 28 gündür. Yani K.Y.K ‘de kış mevsimi iki gün kısa olmaktadır.

Dünya güneşten uzaklaşınca çekim kuvveti ve hız azalır. Sonuçta yaz mevsimi K.Y.K.’de iki gün daha uzun olmaktadır.

*** Kısacası elipsoid yörünge mevsim sürelerinin farklı olmasında etkilidir. Dünyamızın yörüngesi daire biçiminde olsaydı; mevsim süreleri birbirine eşit olacaktı.

EKSEN EĞİKLİĞİ VE SONUÇLARI

(Ekvator düzlemi ile ekliptik arasında 23°27′ , yer ekseni ile ekliptik arasında 66°33′ açı olması)

Dönenceler meydana gelir. Dönence: kuzey ve güney yarım kürelerde güneş ışınlarının en son dik geldiği noktalara denir.

Matematik iklim kuşakları oluşur.

Güneş ışınlarının düşme açısı yıl boyunca değişir. Güneş ışınları yıl içinde dönencelere birer kez, dönenceler arasına da ikişer kez dik açıyla düşerler. Dönenceler dışında hiçbir yere güneş ışınları dik olarak düşmez.

Mevsimler oluşur. Dört mevsimin tek yaşandığı kuşak ılıman kuşaktır. Sebebi: güneş ışınlarının düşme açısında yıl boyunca değişikliğin fazla olmasıdır.

Aynı tarihlerde kuzey ve güney yarımkürelerde farklı mevsim yaşanması.

Gece gündüz uzunluğunun sürekli değişmesi.

Güneşin doğuş ve batış konumu ile saatinin değişmesi.

Muson rüzgarlarının oluşması.

Aydınlanma dairesinin sürekli değişmesi.

Kutup bölgelerinde 24 saatten uzun gece ve gündüzlerin oluşması. Örnek: Kutup noktalarında 6 ay gündüz, 6 ay gece yaşanması.

*** Dönence ve matematik iklim kuşaklarının oluşmasında sadece eksen eğikliği etkilidir. Diğerlerinin oluşmasında eksen eğikliği ile birlikte yıllık hareketin de etkisi vardır.

EKSEN EĞİKLİĞİ OLMASAYDI; (Ekvator düzlemi ile ekliptik üst üste çakışsaydı veya yer ekseni ekliptiği dik olarak kesseydi)

*Dönenceler oluşmazdı.
*Mevsim değişmesi olmazdı.
*Güneş ışınları sadece Ekvatora dik gelirdi.
*Aydınlanma dairesi sürekli kutup noktalarına teğet geçerdi.
*Gece gündüz süreleri birbirine eşit olurdu.
*Güneşin doğuş-batış konumu ve saati değişmezdi.

EKSEN EĞİKLİĞİ 20°OLSAYDI:

*Güneş ışınlarının dik geldiği alan daralırdı.
*Kutup kuşağı ve tropikal kuşağın alanları daralırken, ılıman kuşak genişlerdi.
*Yurdumuzda yazlar daha serin, kışlar daha ılık olurdu.
*Kutup ve ılıman kuşakta sıcaklık ortalaması azalırken tropikal kuşakta sıcaklık ortalaması artardı.
*Gece-gündüz arasındaki zaman farkı azalırdı.

*** Eksen eğikliğinin 23°27′ dan daha büyük olması durumunda yukarıdakilerin tam tersi bir durum yaşanırdı.

Kar nasıl oluşur?

Posted in: Bilimsel Olaylar |

Kar, bulutları oluşturan minicik su tanelerinin çok soğuk hava ile karşılaşması sonucu, çok ince buz parçalarına dönüşmesidir. Bu, o kadar çabuk olmuştur ki, su tanesi yağmur olamadan kara dönüşmüştür. Aslında kış mevsiminde bulutlar hemen her zaman, havadan da hafif olan minik buz parçacıkları içerirler. Ama kar yağması için belli etkenlerin bir araya gelmesi gerekir. Bu etkenler, düşük ısı ve hava akımlarıdır, işte bu ortam, buz parçacıklarının birleşerek kar seklinde yağmasına yol açar.

Bulutlar Nasıl Oluşur?

Posted in: Bilimsel Olaylar |

Suyun buharlaşması ve güneş ısısı, havada nem oluşturur. Buharlaşmanın miktarı, güneş ısısının derecesi ile su miktarına bağlıdır. Nemin oluşmasında rol oynayan etkenlerden biri de nefes alan varlıklardır. Böylece oluşan su buharı, sürekli olarak yeryüzü ve denizden havaya doğru yükselip orada yoğunlaşarak bulutları oluşturur. Bulutların sınıflandırılması, ilk olarak 1603 yılında Luke Howard tarafından yapıldı. Bu sınıflandırma tüm milletlerce kabul edilmiştir. Sınıflama, bulutların deniz seviyesinden yükseklikleri temel alınarak yapılmıştır. 5 bin-14 bin metre yükseklikte olan sirrus, sirrokümülüs ,sirrostratus, 2 bin-7 bin metre arasındaki bulutlar altokümülüs, altostratüs, nimbostratüs, 2 bin ve daha az yükseklikler ise stratokümülüs ve stratüs adlarını alırlar. Havadaki su buharı yoğunluğu belli bir limitin altına inince, bulutlar, yağmur veya kara dönüşür.

Rüzgar Nasıl Oluşur?

Posted in: Bilim Teknik, Bilimsel Olaylar |

Rüzgar aslında hava moleküllerinin hareketidir. Rüzgarlara;
1- hava,
2- hava basıncı yol açar.
Hava, azot molekülleri (hacim olarak yüzde 78), oksijen (yaklaşık yüzde 21), su molekülleri ve az miktardaki diğer elementlerden oluşur. Bütün bu hava molekülleri hızlı bir şekilde hareket ederken birbirleriyle ve yer seviyesindeki diğer nesnelerle çarpışır.

Hava basıncı ise bu moleküllerin belirli bir alana verdiği kuvvet miktarıdır. Genel olarak ne kadar çok hava molekülü varsa hava basıncı da o kadar yüksek olur. Rüzgar, buna bağlı olarak, basınç değişim kuvvetidir.
Fırtına sistemleri dinamiklerinin ve güneşin farklı derecelerdeki ısısının neden olduğu hava basıncındaki değişiklikler, belirli bir yatay alanda, hava moleküllerini görece olarak daha yüksek hava basıncından daha alçak basınç alanına doğru sürükler.

Hava durumu haritalarında gösterilen yüksek ve alçak basınç bölgeleri arasındaki hava akımları, sık sık karşılaştığımız hafif rüzgarları oluşturur.  Bu rüzgarın ardında yatan basınç farkı, toplam atmosferik basıncın yalnızca yüzde 1′i kadardır. Oysa şiddetli fırtınalar daha büyük ve daha yoğun basınç değişikliklerinin yaşandığı bölgelerde ortaya çıkar.

Arılar Nasıl Bal Yaparlar?

Posted in: Bilim Teknik, Bilimsel Olaylar, Hayvanlar Alemi |

Bal arıları bal yapmak için nektar kullanırlar. Nektar % 80 su ve bir çeşit şeker karışımıdır. Eğer bir hanımeli çiçeğini gövdesinden çektiyseniz çiçeği n ucundan damlayan akıcı sıvıyı görmüşsünüzdür işte bu nektardır. Kuzey Amerika’da arılar nektarı karanfil, karahindiba ve meyve ağacı çiçeklerinden toplarlar. Arılar çiçeklerdeki nektarı toplamak için kamışa benzer tüp şeklindeki uzun dillerini kullanır ve bu nektarı karınlarında tutarlar. Arıların aslında iki adet karınları vardır. Bunlardan biri nektarı toplamak için kullandıkları diğeri ise normal olanıdır. Arıların nektarı tuttukları karınları 70 mg nektar barındabilir ve tamamıyla dolduğunda ise arının kendisi kadar ağırlık yapar. . Arıların nektarı depoladıkları karınlarını doldurmaları için 100 ile 1500 arasında çiçeğe konmaları gerekmektedir.

Yağmur Nasıl Oluşur?

Posted in: Bilim Teknik, Bilimsel Olaylar |

Yağmurun oluşmasında 2 işlem gerçekleşiyor. Yoğunlaşma ve buharlaşma. Güneş ışığının etkisi ile her gün yüz binlerce metreküp su buharlaşarak atmosfere doğru yükseliyor. Ve yükseldikçe soğumaya başlıyor. Öyle biran geliyor ki su buharı işinin çok düşük olduğu bir bölgeye geliyor.

Soğuk hava katmanına rastlayan buhar tanecikleri havadaki toz parçacıklarına tutunarak su damlaları haline dönüşüyor. Bunlar birleşerek bulutları olusturuyor. Bu su damlacıklarının yeryüzüne düşmesi yani yağmur oluşturması için belirli bir büyüklüğe gelmesi gerekiyor. Bu da yüz binlerce su damlacığının birleşmesi anlamına geliyor. Yeterli büyüklüğe ulaşınca yerçekiminin etkisiyle yere düşmeye başlıyor. Bütün bu anlattığımız işlemler ise ortalama 8 gün sürüyor.

Sizlere bir soru; yağan yagmurun süresi neye baglı? Bir bulutun yarısı yağmur olarak yağar bu da tahminen 30 dakika sürer. Ama bulutlar devamlı oluşursa yağmur günlerce yağar.

Peki hava kapalı olduğu halde bazen yağmur yağmaz bunun sebebi ise; su damlalarının sıcak ve kuru bir hava katmanından geçiyor olmasıdır. Burada su damlaları yeniden buharlaşır ve yağmur oluşmaz.

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, sağanak yağmur yağarken ilk taneler her zaman daha iridir. Bunun sebebi de yağmur damlalarının yeryüzüne inerken soğuk ve nemli hava ile karşılaşmasıdır. Soğuk ve nemli katmandan geçen damlalar buharlaşmadan yeryüzüne inerler. Bu sırada hacim yönünden büyüdükleri gibi havanın nemini de aldıkları için daha da büyürler. Ve sağanak yağmurda ilk taneler daha büyük olur. Arkadan gelen damlalar ise nemi azalmış bir katmandan geçtikleri için ilk tanelerden daha küçüktür.

Yağmurun yağması için su damlalarının belirli bir büyüklüğe gelmesi gerektiğin söylemiştik. Bu da damlaların birbiri ile birleşmesi ile olmaktadır. Bu birleşme 2 türlü olur. Çarpışma ile birleşme ve kristalleşme ile birleşme.

1-Çarpışma İle Birleşme:
Buluttaki su tanecikleri rüzgarın etkisi ile bir oraya bir buraya itilirler. Birbirlerine çarptıkça birleşerek su damlacıklarını oluştururlar. Oluşan su damlacıkları da kümeleşerek su damlalarını meydana getirirler. Bu damlalar belirli bir ağırlığa ulaşınca havadan daha ağır hale gelerek yere yağmur olarak düşerler.

2-Kristallesme Yolu İle Birleşme:
Hava sıcaklığı birdenbire düşerse su tanecikleri donarak buz kristallerini oluştururlar. Bu kristaller yere düşerken daha sıcak bir hava katmanının içinden geçer. Burada eriyip yeryüzüne yağmur olarak iner.

Bu yazımızda sizlere yağmurun oluşmasını anlatmaya çalıştık. Yağmur deyip geçmeyin. Bakın öğrendiniz bile nasıl oluştuğunu!

Güneş Tutulması Nasıl Meydana Gelir?

Posted in: Bilim Teknik, Bilimsel Olaylar |

Güneş tutulması, Ay yeniay evresindeyken Dünya ile Güneş arasında bulunduğu zaman gerçekleşir. Bu durumda Güneş diskinin örtüldüğünü (tutulduğunu) ve Ay’ın gölgesinin yer yüzeyine düştüğünü görmekteyiz. Her 29.5 günde bir Ay yeniay evresinde bulunmasına rağmen ayda bir kez tutulma gerçekleşmemesinin nedeni; Ay’ın yörüngesinin, Dünya etrafında dolanırken belirli bir açıya sahip olmasından ileri gelmektedir. Dolayısıyla, yeniay evresinde Ay yörüngesi üzerinde hareket ederken Ay’ın gölgesi Dünya’nın ya üstüne ya da altına düşmektedir. Yılda en az iki kez Dünya-Ay-Güneş’in doğrultusu Güneş tutulmasına izin verecek biçimde konumlanmaktadır. Böylece, Ay’ın gölgesi Dünya yüzeyinin belirli bölgeleri üzerine düşer ve bu bölgelerde Güneş tutulması izlenebilir.

Parçalı tutulmaların gerçekleştiği bölgelerde Güneş’in sadece belirli bir kısmının Ay tarafından örtüldüğü görülmektedir. Tam tutulmada ise Güneş diski Ay tarafından tamamen örtülür. Dünya yüzeyi üzerinde Ay’ın gölgesinin tutulma esnasında izlediği yola Tam Tutulma Hattı denir. Bu hat yaklaşık olarak 16,000 km uzunluığunda ve 160 km genişliğine sahiptir. Tam Güneş tutulmasını izleyebilmek için tutulma hattı üzerinde bulunmanız gerekir. Güneş tam tutulması ancak 1-4 dakika kadar çok kısa bir süre boyunca görülebilmektedir.

Ay Tutulması Nasıl Gerçekleşir

Posted in: Bilim Teknik, Bilimsel Olaylar |

Ay kendi yörüngesinde dolanırken, kimi zaman Dünya’nın gölgesine girer. Buna Ay tutulması denir. Ay tutulması, dolunay zamanında ve ayın düğüm noktalarına yakın olması durumunda meydana gelir. Ay’ın Dünya’nın gölgesine girmesi ile Güneş’ten aldığı parlaklığı kaybetmesi neticesinde görülür. Güneş karşı düğüm noktasında veya ona yakın olmalıdır. Bu şartlar altında Dünya’nın gölgesi Ay’a düşer. Bu 1.360.000 km uzanan gölge konisi ay uzaklığından yaklaşık 8800 km geniştir. Ay saatte 3456 km hareket ettiği için, ortalama Ay tutulmasının zamanı yaklaşık 40 dakika ile bir saat arasında değişir. Ay tutulması, yeryüzünün ayın ufuk çizgisinin üzerinde olduğu herhangi bir bölgesinden gözlenebilir.

Ay’a karşı olan Dünya yüzeyine çarpan güneş ışınları Dünya’nın atmosferi tarafından kırıldığı için, Ay tutulmasında Ay tamamen kaybolmaz. Dünya etrafında kırılan ışıklarda mavi renk yutulduğu ve kırmızı renk yansıtıldığı için, Dünya’nın gölgesi kırmızı renkte görülür. Bu zayıf ışık kalıntıları görünürlüğü mahalli atmosferik şartlara bağlı olarak Ay’ı tuhaf bir bakır renginde ortaya çıkarır.

Dünya, Ay ve Güneş’in bazı değişik durumları Kısmi Ay Tutulmasını sağlar. Bu durumlarda Ay’ın üzerine Dünya’nın tam gölgesi değil, kısmi gölgesi düşer.

Ay tutulması genellikle yılda iki kere ortaya çıkar. Bazı özel durumlarda ay tutulmasının hiç ortaya çıkmadığı veya üç defa ortaya çıktığı da olabilir.

Fisyon Nedir?

Posted in: Bilim Teknik, Bilimsel Olaylar |

Fisyon adı verilen tepkime, evrendeki en kuvvetli güç olan “Güçlü Nükleer Kuvvet” ile bir arada tutulan atom çekirdeğinin parçalanmasıdır. Fisyon tepkimesi deneylerinde kullanılan ana madde “uranyum”dur. Çünkü uranyum atomu en ağır atomlardan biridir, bir diğer deyişle çekirdeğinde çok yüksek sayıda proton ve nötron bulunur.
Fisyon deneylerinde bilim adamları uranyum çekirdeğine, büyük bir hızla nötron göndermişler ve bunun sonunda çok ilginç bir durumla karşı karşıya kalmışlardır. Nötron uranyum çekirdeği tarafından soğurulduktan (yutulduktan) sonra, uranyum çekirdeği çok kararsız duruma gelmiştir.

Burada çekirdeğin “kararsız” olması demek, çekirdek içindeki proton ve nötron sayıları arasında fark oluşması ve bu nedenle çekirdekte bir dengesizliğin meydana gelmesi demektir. Bu durumda çekirdek, meydana gelen dengesizliği gidermek için belli miktarda enerji yayarak parçalara bölünmeye başlar. Ortaya çıkan enerjinin etkisiyle de çekirdek, büyük bir hızla içinde barındırdığı parçaları fırlatmaya başlar.
Deneylerden elde edilen bu sonuçlardan sonra “reaktör” adı verilen özel ortamlarda, nötronlar hızlandırılarak uranyum üzerine gönderilir. Yalnız, nötronlar uranyum üzerine gelişigüzel değil, çok ince hesaplar yapılarak gönderilmektedir. Çünkü, uranyum atomunun üzerine gönderilen herhangi bir nötronun uranyuma hemen ve istenilen noktadan isabet etmesi gerekmektedir. Bu yüzden bu deneyler belli bir olasılık göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmektedir. Ne kadar büyük bir uranyum kütlesi kullanılacağı, uranyum üzerine ne kadarlık bir nötron demeti gönderileceği, nötronların uranyum kütlesini hangi hızla ve ne kadar süre bombardıman edeceği çok detaylı olarak hesaplanmaktadır.

Tüm bu hesaplar yapıldıktan ve uygun ortam hazırlandıktan sonra, hareket eden nötron, uranyum kütlesindeki atomların çekirdeklerine isabet edecek şekilde bombardıman edilir ve bu kütledeki atomlardan en azından birinin çekirdeğinin iki parçaya bölünmesi yeterlidir. Bu bölünmede çekirdeğin kütlesinden ortalama iki ya da üç nötron açığa çıkar. Açığa çıkan bu nötronlar kütlenin içindeki diğer uranyum çekirdeklerine çarparak zincirleme reaksiyon başlatırlar. Her yeni bölünen çekirdek de ilk baştaki uranyum çekirdeği gibi davranır. Böylece zincirleme çekirdek bölünmeleri gerçekleşir. Bu zincirleme hareketler sonucu çok sayıda uranyum çekirdeği parçalandığı için ortaya olağanüstü büyüklükte bir enerji çıkar.

Bermuda Şeytan Üçgeni Gizemi

Posted in: Bilim Teknik, Bilimsel Olaylar |

Bermuda Şeytan Üçgeni, bulunduğu bölgede başlı başına bir muamma olgusu olmuştur. O bölgede şimdiye kadar sayısını kimsenin bilmediği kadar fazla kayıp vakası yaşanmıştır ve bunlardan geriye tek bir iz bile kalmamıştır. Kimsenin açıklama getiremediği bu esrarengiz fenomen, içinde bilim adamlarının da bulunduğu pek çok insan tarafından “doğaüstü bir takım güçlerin yaptırımı” olarak algılandı ve öyle lanse edildi. Bu açıklamalar arasında kayıp kıta Atlantis’in orada bulunup (bu düşünceyle paralel olarak Atlas Okyanusu ismini almıştır.) Kayıp Kıta’nın hiçbir zaman anlaşılamayan teknolojik ve manyetik kayıp aygıtlarından birinin etkisinden veya o bölgenin defalarca Dünya dışı varlıkların ziyaretlerinde orada yarattıkları manyetik alanın bir etkisi olduğu, hatta Kristof Kolomb’un bile tuttuğu günlüklerde, o bölgede gökyüzünde uçan tanımlamaz cisimlerden bahsedildiği iddia edilmiştir. Bu esrarengiz üçgen ile ilgili olarak yapılan son iddia ise uzun yıllardır devam eden araştırmaların birkaç yıl önce bir sonuç verdiğinin iddia edilmesi ile ortaya çıktı . Bu son iddia ya göre tüm bu gizemli olaylar aslında basit bir doğal gaz cilvesi idi .

Yer altından fışkıran doğal gazlar, sadece yüksek kara parçalarından değil, deniz ve okyanus tabanlarından da çıkarlar. Çünkü deniz tabanları da üstü suyla kaplanmış alçak kara parcalarıdır. Ancak, okyanusların derinliklerindeki bölgelerden çıkmak isteyen doğal gazlar, oradaki çok düşük ısının da etkisiyle katı hâle dönüşürler ve “hidrat” denilen beyaz ve tebeşirimsi bir madde hâline gelirler. Çok derinlere dalabilen robot kameralarının bu bölgedeki karbeyaz okyanus tabanını ve bazı gemi enkazlarinı resimlemesinden sonra konuya şu bilimsel açıklama getirilmiştir: Bu bölge, Gulf Stream denilen sıcak su akıntısının da geçtiği yerdir. Tabanın bazen ısınması yüzünden, bu “tebeşir gazlar” erir ve sudan hafif oldukları için yüzeye doğru yükselirler. O anda, tabandan yüzeye kadar suyun yoğunluğu azalır . O sırada oradan geçen ne varsa, derin bir kuyuya düşer gibi hızla okyanusun dibini boylar. Çünkü, yoğunluğu düşen su, gemileri taşıyacak kaldırma kuvvetini oluşturamaz. Gazın yükselmesi sona erince yoğunluk tekrar eski haline döner ve geride hiçbir iz kalmadan kocaman gemiler kilometrelerce derine gömülmüş olurlar.

Uçakların düşerek kaybolması ise yine aynı sebeptendir. Yüzeye çıkan doğal gazlar, havadan da hafif oldukları için yükselmeye devam ederler. Bu kez yoğunluk azalması, bölgenin üzerindeki atmosferde oluşur. Oradan tesadüfen geçen bir uçak hemen irtifa kaybeder ve motorları durur. Çünkü, motorlardaki benzinin yanması için oksijene ihtiyaç vardır ve düşük yoğunluklu havanın içindeki oksijen miktarı motorların çalışması için yeterli değildir. Böylece uçak da , hızla okyanus tabanına doğru inişe geçer.

« Older PostsNewer Posts »
Haber Siteleri
TOPlist