Bilim - Teknik - Teknoloji

Bilim ve Teknoloji Haberleri, Bilim Teknik Konuları,Yararlı Programlar Hakkında Bilgiler, Bilgisayar Dünyası, Donanım İncelemeleri, Bilimsel Olaylar, SaÄŸlık Bilgisi…

Pages

  • Home
  • Bilim Adamları
  • Önemli İcatlar

Search

Sponsor

Meta

  • Login
  • Valid XHTML
  • XFN
  • WordPress

Subscribe

  • Complete Feed
  • Comments

Archive for 'Bilim Adamları'

Next Entries »

Evangelista Torricelli Hayatı ve Buluşları

Categories: Bilim Adamları | February 20th, 2008 | by admin | no comments

Açık hava basıncı üzerine yaptığı deneyleriyle tanınan İtalyan fizik ve matematik bilgini.

ÇocukluÄŸunda matematiÄŸe olan merakıyla dikkatleri çekti. 1627′de Roma’ya giderek, hidrolik biliminin kurucusu ve Galilei’nin talebesi olan Benedetto Castelli ile birlikte çalıştı. 1641′de Galilei ile mektuplaÅŸmaya baÅŸladı. Aynı sene, Castelli nin tavsiyesi üzerine Galilei, Torricelli’yi Tuscany’ye davet etti. Galilei ile görüştükten birkaç hafta sonra, Galilei ölünce, Tuscany büyük dükü Torricelli’yi onun makamına tayin etti. 1644 yılında geometri ve mekanik üzerinde bir kitap yayınladı. Matematik sahasında mühim bir boÅŸluÄŸu dolduran bu kitapta aynı zamanda Galilei’nin mekanik üzerindeki ilk çalışması, birbirine baÄŸlı cisimlerin ortak ağırlık merkezleri aÅŸağıya doÄŸru hareket ederken, ani hareket edebilecekleri prensibi bir neticeye baÄŸlanıyordu. Torricelli, bu çalışmalarını yaparken açık hava basıncı üzerindeki deneylerinde de devam etti. Basınçtan faydalanarak, civa doldurulmuÅŸ tüplerle yaptığı deneyler neticesinde, deniz seviyesinde 1cm²ye düşen basıncı 1033 gr/cm² olarak tespit etti. Geometri ve mekanik alanındaki fikirlerini ise ilk önceleri kimse önemsemedi. Torricelli aynı zamanda hocası Galileİ’nin teleskobunu ve kendi mikroskobunu geliÅŸtirmeye uÄŸraÅŸtı.

1643′de Torricelli, hava basıncını ölçmek için cıvalı barometre denilen cihazı icat etti.

Read Full Post »

Wilhelm Conrad Röntgen Hayatı ve Buluşları

Categories: Bilim Adamları | February 20th, 2008 | by admin | no comments

Wilhelm Conrad RöntgenRöntgen Prusya’nın Lennep ÅŸehrinde doÄŸdu. ÇocukluÄŸu ve ilköğretim yılları Hollanda’da ve İsviçre’de geçti.1865 yılında girdiÄŸi Zürih Politeknik’te üniversite eÄŸitimi gördü ve 1868 yılında makine mühendisi olarak mezun oldu. 1869 yılında Zürich Üniversitesi’nden doktorasını aldı. Mezuniyetinin ardından 1876′da Strazbur’da, 1879′da Giessen ve 1888′de Würzburg Julius-Maximilians-Üniversitesi’nde fizik profesörü olarak öğretim görevi yaptı. 1900′de Münih Üniversitesi Fizik kürsüsüne ve yeni Fizik Enstitüsünün yöneticiliÄŸine getirildi.

Karısının ölümünden dört yıl sonra 1923 yılında,I. Dünya Savaşı’nın yarattığı yüksek enflasyon ekonomisi ortamında maddi sıkıntılar içinde Münih’te öldü.

Öğretim üyeliÄŸi görevinin yanı sıra araÅŸtırmalar da yapmaktaydı. 1885 yılında kutuplanmış bir geçirgen hareketinin, bir akımla aynı manyetik etkileri gösterdiÄŸini açıkladı. 1890′lı yılların ortalarında çoÄŸu araÅŸtırmacı gibi o da katot ışın tüplerinde oluÅŸan lüminesans olayını incelemekteydi. “Crookes tüpü” adı verilen içi boÅŸ bir cam tüpün içine yerleÅŸtirilen iki elektrotdan (anot ve katot) oluÅŸan bir deney düzeneÄŸi ile çalışıyordu. Katottan kopan elektronlar anoda ulaÅŸamadan cama çarparak, floresan adı verilen ışık parlamaları meydana getirmekteydi. 8 Kasım 1895 günü deneyi biraz deÄŸiÅŸtirip tüpü siyah bir karton ile kapladı ve ışık geçirgenliÄŸini anlayabilmek için odayı karartıp deneyi tekrarladı. Deney tüpünden 2 metre uzaklıkta baryum platinocyanite sarılı olan kağıtta bir parlama farketti. Deneyi tekrarladı ve her defasında aynı olayı gözlemledi. Bunu mat yüzeyden geçebilen yeni bir ışın olarak tanımladı ve cebirde bilinmeyeni simgeleyen X harfini kullanarak “X ışını” ismini verdi. Daha sonraları bu ışınlar, “Röntgen ışınları” olarak anılmaya baÅŸlanmıştır.

Bu buluşundan sonra Röntgen farklı kalınlıktaki malzemelerin ışını farklı şiddette geçirdiğini gözlemledi. Bunu anlamak için fotoğrafsal bir malzeme kullanıyordu. Tarihteki ilk tıbbi X ışını radyografisini de (Röntgen filmi) yine bu deneyleri sırasında gerçekleştirdi ve 28 Aralık 1895 yılında bu önemli keşfini resmi olarak duyurdu.

Olayın fiziksel açıklaması 1912 yılına kadar net olarak yapılamasa da, buluş fizik ve tıp alanında büyük heyecan ile karşılandı. Çoğu bilim adamı bu buluşu modern fizik|modern fiziğin başlangıcı saydı. Amerikalı mucit Pasteur 1898 yılında tıpta fizik tedavide kullanılmak üzere X ışınları üreten bir aygıt geliştirdi.Ama çok miktarda X ışınına maruz kalındığında meydana gelebilecek sağlık sorunlarını kimse farketmedi

Read Full Post »

Galileo Galilei Hayatı ve Buluşları

Categories: Bilim Adamları | February 19th, 2008 | by admin | no comments

Pisa (İtalya) doÄŸumlu Galile, müzik ve matematik ile uÄŸraÅŸan bir babanın oÄŸlu, soylu ama yoksul bir ailenin üyesiydi. Kepler ile zamandaÅŸtır. YetiÅŸmesi skolastik (ya da Aristocu) gelenek içindeki eÄŸitim ile olmuÅŸtur. Ancak düşüncelerinde bağımsız, sözünü esirgemeyen kiÅŸiliÄŸi öne geçmiÅŸtir. Tıp eÄŸitimi sırasında geometri konusunda dinlediÄŸi bir konferans ilgisini matematiÄŸe çekmiÅŸtir. Newton’da tamamlanacak olan, Aristo fiziÄŸinden modern fiziÄŸe geçiÅŸ için bilimsel devrimi baÅŸlattı. Fizik, matematik ve astronomi konularında çığır açmış, ilgisi daha çok “hareket” üzerine yoÄŸunlaÅŸmıştır. Bu nedenle, klasik fiziÄŸin temellerini kurmuÅŸ, GüneÅŸ merkezli astronomi sisteminin fiziÄŸini geliÅŸtirmiÅŸtir.

Aristo’ya göre; hareket her zaman bir kuvvete (hareket ettiriciye) gereksinim duyar. Cisim, kuvvet kendisini hareket ettirdiği sürece hareket eder.

Galile’nin görüşü; kendi haline bırakılan cisim, herhangi bir kuvvet etkisinde kalmadığı sürece, durumunu korur (hareket ediyorsa hareketini sürdürür, durgun ise hareketsizliÄŸini korur), bu “eylemsizlik kuralı”dır.

Galile Aristo fiziğini bu eylemsizlik kuramı ile yıkmıştır. Hareket cisim için bir noktadan başka bir noktaya geometrik geçiştir, cisimde bir değişiklik yapmaz. Bu nedenle tek bir cisim birden fazla harekete sahip olabilir. Bu şekilde cismin izleyeceği yol bu hareketlerin birleşimi ile belirlenir. Atılan bir merminin, düzgün doğrusal hareket ile serbest düşme hareketinin bileşkesi olan parabol bir yol izlediğini göstermiştir. Galile’ye göre hareketin hızın değiştirebilmek için bir kuvvet gerekir (daha sonra Newton mekaniğinde hareketin birinci yasası oldu; F=m*a).

Onun için gerçek dünya, matematik bağıntıların dünyasıydı. Deney ve matematiksel düşünmeyi birleÅŸtirerek modern sentez yöntemine ulaÅŸmıştır. Cisimlerin serbest düşme olayını ele aldı, atmosferde serbest bırakılan aynı büyüklükteki iki cisimden daha yoÄŸun olanı Yer’e daha erken ulaşır (ki bu Aristo’nun da bildiÄŸi gözlediÄŸi olaydır). (Ancak ideal durumda (düşmeyi engelleyen atmosfer direncinin olmadığı tam bir boÅŸlukta), yoÄŸunlukları ne olursa olsun tüm cisimler aynı düşme yüksekliÄŸini aynı sürede tamamlarlar). Gözlemler düşmenin düşmenin sabit hızla deÄŸil ivmeli olduÄŸunu göstermiÅŸtir. Galile yaptığı deneylerle “serbest düşme yasası”nı ifade etti; serbest düşen bir cismin aldığı yol, düşme süresinin karesi ile orantılı olarak deÄŸiÅŸir: s = (1/2) g t2 (g:yerçekimi ivmesi)

Katedralin tavanındaki bronz lambaların hareketini izleyerek /tüm salınımların aynı sürede devam ettiğini gözleyerek) sarkaç yasasını buldu. Buradan da salınımın, saatlerde kullanılabileceğini düşündü.

Fizikteki bulguları teorik yönden olduğu kadar uygulama yönünden de etkisini göstermiştir. Brahe ve zamandaşı Kepler’in tersine daha baştan Kopernik’in Güneş merkezli teorisini benimsemiş ve bunu doğrulamak için araştırmalar yapmıştır.

1609’da Hollandalı bir gözlükcünün uzak cisimleri büyüten mercek icat ettiğini duyduğunda (ışığın yansıma ve kırılma bilgilerinden de yararlanarak) araştırmalara girerek ilk teleskobu üretdi. Bu sayede Batlamyus astronomisini temelden çökerten buluşlar yapılmaya başladı. Gözlem sonuçlarını Siderius Nuntius (Yıldızların Habercisi) adlı kitabında yayınlamıştır:

1. Jüpiter gezegeninin etrafında dolanan 4 tane uydu saptadı (Io, Europa, Ganymade ve Callisto). Geleneksel öğreti; yıldızlar dışında gökcisimlerinin sayısının 7 den fazla olamayacağını varsayıyordu. Kepler yasaları bu uydular için de geçerliydi, o halde bunlar minyatür bir Güneş sistemidir. Bu uyduların dolanmaları da gezegenlerin Güneş etrafındaki hareketlerine (Kopernik sistemi) benziyordu.

2. Teleskobu ile, Venüs’ün Ay gibi evreler gösterdiğini ortaya çıkardı. Bu gözlemi ile Kopernik’in varsayımını doğrulamaktadır, Batlamyus modelinde ise Venüs’ün dolun evresinde de görülmesi gerekir. (Bunlar, yüzyıllardır süren önyargılara ters düştüğü için, şeytanca bir araç olan teleskopla gökyüzünü incelemeye pek iyi gözle bakılmıyordu).

3. Ay yüzeyinde krater, dağ ve vadilerin bulunduğunu saptamıştır. Dolayısiyle Ay ile Yer aynı maddeden yapılmıştır (yine Aristo görüşüne ters).

4. GüneÅŸ üzerinde bulunan “siyahlıklar”ın, yüzeyindeki lekeler olduÄŸuna inandı. Uzun ömürlü lekeleri takip ederek Güneş’in » 26 günlük bir dönme dönemi olduÄŸunu buldu. O zamana kadar bu koyuluklarla ilgili iki görüş vardı:

i) Bunlar Merkür’ün Güneş önünden geçerken oluşan gölgelerdir. Galile; Merkür’ün Güneş önünden geçişinin » 7 saat sürdüğünü hesapladı, ama lekeler daha uzun süreli gözlenebiliyordu.

ii) Bu koyuluklar, Güneş ile Yer arasında bulunan küçük gök cisimlerine aittir. Güneş üzerindeki olay böyle olsaydı, farklı gözlem noktalarından bakıldığında benekler Güneş’de farklı konumlarda olacaktı.

5. Samanyolu’nun bir bulut değil, çok sayıda yıldızdan oluştuğunu gözledi.

6. Satürn’ün etrafında gezegene yapışık iki parça ya da uydu gördü. Bir süre sonra bunların ortada olmadığını izlediÄŸinde “galiba Satürn çocuklarını yedi” ÅŸeklinde ÅŸaÅŸkınlığını belirtti. Teleskobu güçlü olmadığı için Satürn’ün halka yapısını tam anlayamamıştır. Yer ve Satürn’ün yörünge hareketi sırasında, halka düzlemi bakış doÄŸrultusuna geldiÄŸinde seçilmesi zor olur.

1616 yılında kilise Galile’ye Kopernik modelini kabul etmeyi, öğretmeyi ve savunmayı yasakladı. Ancak O 1632 de “İki Dünya Sistemi Arasında KonuÅŸma” adlı eserini yayınladı ve bu hareketin kaçınılmaz sonucu geldi çattı. 1630 da Roma’da engizisyon mahkemesine çıkarıldı.

Galile hakkında, kilisenin verdiği kararın bozulması için (346 yıl önceki mahkumiyetini kaldırmak için) Papa II. John Paul 1979 yılında bir öneri verdi Bu olay 12 yıl görüşüldükten sonra 1992’de Galile affedildi. İlginç olan, doğruluğu artık kimse tarafından inkar edilemeyecek olayın 12 görüşülmesidir.

Kopernik ve Kepler’den sonra gezegen hareketlerinin matematiksel olarak ifade edilebileceÄŸi aÅŸikardı. Galile yer yüzündeki cisim hareketlerinin de matematiksel bağıntı ile saptanabileceÄŸini gösterdi. Galile, doÄŸayı, Aristo geleneÄŸinde olduÄŸu gibi, insan imajı ile düşünmedi, ancak sayılara da Pisagorcu gelenekteki gibi mistik ya da tanrısal özellik vermedi. Anlatmak istediÄŸi, “insanın dışında ve onun isteklerinden bağımsız olan dünya matematiksel yöntemlerle anlaşılabilir”.

Read Full Post »

Sir Isaac Newton Hayatı ve Buluşları

Categories: Bilim Adamları | February 19th, 2008 | by admin | no comments

Bir Çiftci olan babası o doÄŸmadan üç ay önce ölmüştü. Oniki yaşında Grantham’da king’s School’a yazılan Newton bu okulu 1661′de bitirdi. Aynı yıl Cambridge Universite’sindeki Trinity Kolleje girdi. Nisan 1665 ‘te bu okuldan lisans derecesini aldı. Lisansüstü çalışmalarına baÅŸlıyacağı sırada ortalığı saran veba salgını yüzünden üniversite kapatıldı.
Salgından korunma amacıyla annesinin çiftliÄŸine sığınan Newton burada geçirdiÄŸi iki yıl boyunca en önemli buluÅŸlarını gerçekleÅŸtirdi. 1667′de Trinity Kolleje öğretim üyesi olarak döndüğünde diferansiyel ve integral hesabın temellerini atmış,beyaz ışığın renkli bileÅŸenlerine ayrıştırılabileceÄŸini saptamış ve cisimlerin birbirlerini, uzaklıklarının karesi ile ters orantılı olarak çektikleri sonucuna ulaÅŸmıştı.ÇekingenliÄŸi yüzünden Newton her biri bilimde devrim yaratacak nitelikteki bu buluÅŸların çoÄŸunu uzun yıllar sonra (örneÄŸin diferansiyel ve integral hesabı 38 yıl sonra) yayımlamıştır.Lisansüstü çalışmasını ertesi yıl tamamlayan Newton 1669′da henüz 27 yaşındayken Cambridge Universite’sinde matematik profesörlüğüne getirildi.1671′de ilk aynalı teleskopu gerçekleÅŸtirdi, ve ertesi yıl Royal Society   üyeliÄŸine seçildi. Royal Society’ye sunduÄŸu renk olgusuna iliÅŸkin bidirisinin eleÅŸtirilere hedef olması , özellikle Robert Hooke tarafından ÅŸiddetle eleÅŸtirilmesi üzerine  Newton tümüyle içine kapanarak, bilim dünyasıyle iliÅŸkisini kesti. 1675′de sunduÄŸu gene optik konusundaki iki bildirisi yeni tartışmalara yol açtı. Hooke makalelerdeki bazı sonuçların kendi buluÅŸu olduÄŸunu ,Newton’un bunlara sahip çıktığını öne sürdü.Bütün bu tartışma ve eleÅŸtiriler sonucunda 1678′de  ruhsal bunalıma giren Newton ancak yakın dostu ünlü astronom matematikçi Edmond Halley’in çabalarıyla altı yıl sonra bilimsel çalışmalarına geri döndü.
Cambridge Universite’sinde katolikliÄŸi yaygınlaÅŸtırma ve egemen kılma çabalarına karşı baÅŸlatılan direniÅŸ hareketine öncülük eden Newton, kral düşürüldükten sonra 1689′da üniversitenin parlamento daki temsilciliÄŸine seçildi. 1693′de yeniden bir ruhsal bunalıma girdi ve yakın dostlarıyla, bu arada Samuel pepys ve John locke ile arası bozuldu.Iki yıl süren bir inziva döneminden sonra saÄŸlığına yeniden kavuÅŸtuysada bundan sonraki yaÅŸamında bilimsel çalışmaya eskisi gibi ilgi duymadı.Daha sonra 1699′da Fransız Bilimler Akademi’sinin yabancı üyeliÄŸine 1703′de Royal Society’nin baÅŸkanlığına seçildi.
GelmiÅŸ geçmiÅŸ bilim adamlarının en büyüklerinden biri olarak kabul edilen Newton matematik ve fizikte çok önemli buluÅŸlar gerçekleÅŸtirdi. Matematikte (a+b)ª  ifadesinin üstel seriye açınımını veren genel ikiterimli teoremini  buldu. Newton’un bilime en büyük katkısı mekanik alanındadır. Merkezkaç kuvvet yasası ile Kepler yasalarını birlikte ele alarak kütleçekim yasasını ortaya koydu. Newton hareket yasaları olarak bilinen eylemsizlik ilkesi, kuvvetin kütleyle ivmenin çarpımına eÅŸit olduÄŸunu ifade eden yasa ve etki ile tepkinin eÅŸitliÄŸi fiziÄŸin en önemli yasalarındandır.
Yayımladığı kitaplardan bazıları Philosophiae naturalis principia mathematica, principia,opticks sayılabilir.

Read Full Post »

Benjamin Franklin Hayatı ve Buluşları

Categories: Bilim Adamları | February 19th, 2008 | by admin | one comments

Diplomat,bilim adamı, yazar, yayımcı ve basımcı olarak çok değişik alanlardaki önemli katkılarıyla tanınan Franklin’in ABD tarihinde saygın bir yeri vardır. İngiliz kökenli ve 17 çocuklu bir ailenin 10. oğlu olarak Massachusetts’in Boston kentinde doğdu. Yalnızca iki yıl okula gidebildi. Bir süre babasının sabun ve mum imalathanesinde çalıştıktan sonra ağabeylerinden birinin basımevinde çıraklığa başladı. El yazısını değiştirerek yazdığı birtakım yazıları basılması için gizliğe ağabeyinin oda kapısının altından atıyordu. Ağabeyi bunları kimin yazdığını anladığında aralarında kavga çıktı. Kendine iş aramak zorunda kalan17 yaşındaki Franklin philadelphia ‘da bir basım evine girdi. İyi bir usta olduğunda Pennsylvania valisi ona kendi basım evini kurma olanağını sağladı. Franklin baskı makinesi ve hurufat almak için İngiltere ye gitti. Ne var ki vali sözünde durmayınca Londra da parasız kaldı. Ama çok geçmeden bir basın evinde iş bularak iki yıla yakın İngiltere de kaldı. Philadelphia ya döndüğünde basın işini sürdürdü. 1729 da sıkıcı ve az sayıda okuyucusu olan bir gazeteyi satın alarak kısa zamanda bunu canlı eğlendirici ve çok satılan bir yayına dönüştürdü. 1732-1757 yılları arasında çalışkanlığı, dürüstlüğü ve sağduyuyu öven özdeyişlerin yer aldığı bir almanak yayımladı.

Franklin in ilgi alanı çok genişti. Bir kitaplık hastane, gönüllü itfaiye örgütü, kent temizliği ekibi, sigorta şirketi, daha sonra Pennsylvania üniversitesine dönüşen Philadelphia akademisini kurdu. Geliştirdiği odun sobası 200 yıl kullanıldı. Bu arada birkaç yabancı dil ile birkaç müzik aleti çalmayı öğrenmek içinde zaman buldu. Bilime büyük ilgi duyan Franklin fırtınalı bir havada gökyüzünde şimşekler çakarken uçurtma uçurarak yaptığı deneyde şimşeğin aslında bir elektrik akımı olduğunu kanıtladı. Bu deneyden sonra da paratoneri buldu. Pozitif, negatif, elektrik pili gibi, elektrikle ilgili terimleri de ilk kez o kullanmıştır. 1753 de kuzey Amerika daki İngiliz kolonilerinin posta müdürü yardımcılığına atandıktan sonra hem etkin hem de karlı bir posta hizmetleri servisi kurdu. 1755 de Fransızlara ve yerlilere karşı kuzeybatı cephesinin savunulmasında önemli bir görev üstlendi. 1757 de Pennsylvania halkı ile Pennsylvania topraklarının en büyük bölümüne sahip Penn ailesi arasındaki çatışmayı çözümlemek için İngiltere ye gönderildi. Bu görevi başarıyla yerine getirdi ve 1762 de philadelphia ya geri döndü. 2 yıl sonra Amerikan kolonilerinden istenen vergiler konusunda İngiliz bakanlarla görüşmek üzere bir kez daha İngiltere ye gitti. Savaşın kaçınılmaz olduğunu anlayınca kolonilerdeki halka yardım etmek amacıyla Amerika’ya döndü. 1776 da koloniler İngiliz yönetiminden bağımsız yaşamaya karar verdiklerinde, Bağımsızlık Bildirgesinin yazılmasına yardım eden ve imzalayanlardan biri de Franklin di. Sonra ki yıl Fransa dan ekonomik  ve askeri yardım isteyen delegeler arasında bulunan Franklin, Fransızların kolonilerinin müttefiki olmalarını sağladı. Amerikan bağımsızlık savaşının sonunda İngiltere ile barış görüşmelerine katıldı ve barış antlaşmasının hazırlanmasına katkıda bulundu. ABD ‘nin yönetim biçimini belirlemek üzere 1787 de toplanan Philadelphia anayasa kurultayının üyelerinden biriydi.

Read Full Post »

Alexander Graham Bell Hayatı Ve Buluşları

Categories: Bilim Adamları | February 17th, 2008 | by admin | 5 comments

1876′da Telefonun icadı ile tanınan Alexander Graham Bell, 1847 de İskoçyada Edinburgh da doÄŸdu. Ontario ya yerleÅŸti, daha sonra Amerikaya, ve Boston’a yerleÅŸti.

Aslında Graham Bell, sağırların sessizliğini ortadan kaldırmaya çalışıyordu. Bunu başaramadı ama her gün yeni bir özelliğe kavuşan telefonla birbirinden kilometrelerce uzaktaki insanların birbirlerini duymalarını sağladı.

Telefonun yaratıcılarından olan Graham Bell’in annesi doÄŸuÅŸtan sağırdı. Dedesi ve babası yıllarını sağırlara adadı. Özellikle babası sağırlara duymasalar bile konuÅŸmayı öğretmenin yollarını geliÅŸtirmeye çalıştı. İki kardeÅŸi veremden ölünce, babası kalan tek oÄŸlunun saÄŸlığı için Kanada’ya göçtü. Babasının ölümünden sonra onun çalışmalarını tanıtmak ve yaymak için çabalayan Graham Bell ABD’ye gitti. Burada bir süre sağırlara dil öğretmeni yetiÅŸtiren okulda çalıştı. Daha sonra kendi okulunu kurdu.

Ünü kısa sürede yayılan Bell, Oxford Üniversitesi’ne konuk öğretmen olarak çaÄŸrıldı. İngiltere’de eline geçen Alman Hermann von Helmholz adlı bilginin iÅŸitme fizyolojisine iliÅŸkin kitabını okudu. Müzik sesinin bir tel aracılığı ile aktarılabilineceÄŸi düşüncesi üzerinde yoÄŸunlaÅŸtı. Bu sırada baÅŸka bilim adamları da bu konularda çalışmalar yürütüyordu. İlisha Gray bunlardan biriydi.

İngiletere’den dönen Bell, Boston Üniversitesi İnsan Sesi Fizyolojisi dalı profesörlüğüne getirildi. Kuramsal bilgilerini teknik destekle yaÅŸama geçirmeye ve iÅŸitme engelliler için duymalarını saÄŸlayacak aletler yapmaya giriÅŸti. Thomas Watson adlı bir elektrik mühendisi ile birlikte çalışmaya baÅŸladı. Çalışmalarını yürütmek için maddi destek gerektiÄŸinde kendisine Avukat Gardnier Greene Hubbart yardım elini uzattı. Bell ve Watson 1875 yılında sesin tel üzerinden bir baÅŸka yere gittiÄŸini ortaya çıkardı. Ancak ses anlaşılmaz bir durumdaydı. 14 Åžubat 1876 günü Bell ve Gray telefon patenti almak için ayrı ayrı baÅŸvuru yaptı. Bell’e 7 Mart günü istediÄŸi patent verildi. 174.465 nolu patentini alan Bell atölyede denemelerini sürdürürken telefonu çalıştırmak için kullandığı bataryadan pantolonuna asit döküldü. Watson’u yardıma çağırdı:

“Bay Watson, çabuk buraya gelin. Sizi istiyorum.”

Bell yardımcısını yardıma çağırırken farkında olmadan 125 yıl önce 10 Mart günü ilk telefon görüşmesini yaptı. Watson Bell’in sesini “telefon”dan duydu. ABD’nin 100’üncü kuruluÅŸ yıldönümüne denk gelen bu buluÅŸu ona düzenlenen Yüz Yıl sergisinde birçok ödül kazandırdı. Bell bilimsel çalışmalarını yürütmek için maddi ve manevi destek gördüğü Hubbart Ailesi’nden Mabel ile bir yıl sonra evlendi.

EÅŸi dört yaşından beri sağırdı. Bell öğrencisi olarak tanıdığı ve daha sonra evlendiÄŸi Mabel’e derin bir sevgi duydu. Artan ününe karşın hiçbir zaman ne eÅŸini ne de sağırları unuttu. EÅŸine yazdığı bir mektupta “EÅŸin, hangi noktaya çıkarsa çıksın, ne denli zengin olursa olsun, emin ol sağırları ve onların sorunlarını her zaman düşünecektir” diye yazmıştır.

Bugün öne çıkan buluÅŸlarının gölgesinde kalan yapıtlarının çoÄŸu sağırlık konusundaydı. Sağır annesinin ve eÅŸinin duyamadığı sesleri kaydetmeyi baÅŸardı. “Gramofon”dan kazandığı parayı bugün de sağırlar için çalışmalar yürüten Alexander Graham Bell Sağırlar Kurumu’na harcadı. Fransa hükûmeti insanlığa hizmetinden dolayı onur ve para ödülü verdi. Verilen parayı Washington’da Sağırlar için Volta Enstitüsü’nü kurmada kullandı. İlk el telefonunu geliÅŸtirmek için Bell teknik sorunları alt etmeye çalışırken bir yandan da kendisini dava eden Gray’a karşı hukuk savaşı verdi. Telefon atölyeden 4 yılda çıkabildi. 1880 yılında Bell’e yardım eden Tainer radyofon adını verdikleri aleti denedi.

Bir okulun tepesine çıkan Tainer çok uzaktan görebildiÄŸi Bell’e telefonla seslendi “Bay Bell. Bay Bell. Beni duyabiliyorsanız lütfen pencerenin önüne gelip ÅŸapkanızı sallayın.” Bell ÅŸapkasını salladığında artık telefon doÄŸumunun ardından emeklemeye baÅŸladı. Sekiz yıl sonra Connecticut eyaleti ilk telefon ÅŸebekesine sahip kent oldu.

Telefon yakın yıllara dek Türkiye’de olduÄŸu gibi santraller ve memurlar aracılığı ile yürütülüyordu. Bir süre sonra santrallerde erkek memur yerine kadın memurun çalışması geleneÄŸi baÅŸladı. İlk kadın santral memuru da Boston’da çalışmaya baÅŸlayan Emma Nut oldu.

Kimi siyah beyaz filmlerde gülme konusu yapılan “manyetolu telefon” görüşmeleri 1899 yılında Almon B. Stowger adlı birinin katkısı ile otomatikleÅŸmeye yöneldi. İşin garip tarafı Stowger telefoncu deÄŸil cenaze levazımatçısıydı. Rakibinin eÅŸi telefon ÅŸirketinde çalışıyordu. Cenaze iÅŸleri için Strowger’ı arayanları bu memur kendi eÅŸine baÄŸlıyordu. Bu zor durum karşısında çözüm bulmak için kolları sıvayan Strowger otomatik santralı yapmayı baÅŸardı. Halk yeni telefona “kızsız telefon” adını taktı.

Bugünkü telefonlara benzemeyen bir biçimdeydi. Üzerinde birler, onlar, yüzler basamağını temsil eden üç tuş bulunuyordu. Bağlanmak istenen numara tuşlara aranan numarada yer alan rakamın değeri kadar basılarak sağlanıyordu. Arayan kişi tuşa kaç kez bastığını sık sık şaşırdığı için karmaşaya da yol açıyordu. Bunun da çözümü çok geçmeden bulundu.

Kısa sürede New York sokaklarını telefon direkleri ve kablo hatları örümcek ağı gibi kapladı. Yürünmez bir hale gelen sokaklardaki bir telefon direği kabloları tutan 50 çapraz tahta taşıyordu. Telefon günlük yaşama değişik biçimlerde girmeye başladı.

O yıllarda yayımlanan gazetelere verilen bir reklamda telefon şöyle tanıtıldı:

“Sohbet. Ağızdan kulaÄŸa telefonla konuÅŸarak çok daha rahat…”

Bell 1915 yılında New York’u San Francisco’ya baÄŸlayan ilk uzun kentlerarası telefon hattını açtı. Karşısında yine yardımcısı Watson vardı. Aradan geçen onca yıla karşın Bell ilk günü unutmadı. Watson’a “Watson seni istiyorum, buraya gel” dedi.

Telefonun olanaklarından yararlanarak müşteri çekmek isteyen oteller arasında kıyasıya bir savaÅŸ baÅŸladı. Oteller ünlü müzik, tiyatro, opera, konser salonlarına baÄŸlanan telefon “Tiyatrofon” hattı ile aldıkları sesi lobilerinde oturan müşterilerine dinletmeye baÅŸladı. Bu evlere ve iÅŸ yerlerine yayıldı.

Graham Bell belleklerde telefonun bulucusu olarak yer etse de adının öne çıkmadığı çalışmaları da vardı.
Bunlardan biri büyük bir ilgi ile tüm dünyanın izlediÄŸi National Geographic dergisindeki yöneticiliÄŸiydi. Yüzyirmi yıl önce silahlı saldırıya uÄŸrayan ve ağır yaralanan ABD BaÅŸkanı Garfield’ın bedenindeki kurÅŸunların yerini belirlemede ilk kez kullandığı telefonik sonda, Röntgen’in X ışınları ile tanıyı geliÅŸtirilmesinde kullanıldı. Deniz ve hava taşımacılığı için projeler gerçekleÅŸtirdi.

1893 yılında telefon ile ilgili geliÅŸmeleri kaleme alan bir yazar gözlemini şöyle dile getirdi: “Åžu anda duyabildiÄŸimiz sanatçı ve ÅŸarkıcıları bir süre sonra insanlık görmeyi de baÅŸaracak.”

Bu sözler “televizyon” özlemi olarak yorumlanmasına karşın geliÅŸen teknoloji görüntülü cep telefonlarını, internet üzerinden canlı yayınla iletiÅŸimi iÅŸaret ettiÄŸini göstermektedir. Bilimkurgu severler ise “Uzay Yolu” filminden esinlenerek insanların ışınlanmalarından, insanların bulundukları yerde baÅŸka bir yerdeki olayı üç boyutlu olarak ekranlarda görerek ya da duyarak deÄŸil hissederek elde edeceÄŸi günleri tartışıyor.

Sağırlığa karşı yürütülen savaşımın sonucu insanlık dünyasının sağırlığını gideren bir buluÅŸu armaÄŸan eden Bell öldüğünde ona duyulan büyük saygı ve sevgiden ötürü soyadından yola çıkarak telefonu simgelemek için kırmızı “çan” resimleri kullanıldı…

Read Full Post »

Arşimet (Archimedes) Hayatı ve Buluşları

Categories: Bilim Adamları | February 17th, 2008 | by admin | no comments

ArÅŸimet (Archimedes), M.Ö. 287 - 212 yılları arasında yaÅŸamış Sicilya doÄŸumlu Yunan matematikçi, fizikçi, astronom, filozof ve mühendis. Bir hamamda yıkanırken bulduÄŸu iddia edilen suyun kaldırma kuvveti bilime en çok bilinen katkısıdır ancak pek çok matematik tarihçisine göre integral hesabın babası da ArÅŸimet’tir.
Roma generali Marcellus, Sirakuza’yı kuÅŸattığında, Archimedes adlı bir mühendisin yapmış olduÄŸu silahlar nedeniyle ÅŸehri almakta çok zorlanmıştı. Bunların çoÄŸu mekanik düzeneklerdi ve bazı bilimsel kurallardan ilham alınarak tasarlanmıştı. ÖrneÄŸin, makaralar yardımıyla çok ağır taÅŸlar burçlara kadar çıkarılıyor ve mancınıklarla çok uzaklara fırlatılıyordu. Hatta Archimedes’in aynalar kullanmak suretiyle Roma donanmasını yaktığı da rivayet edilmektedir. Ancak bütün bunlara karşın M.Ö. 212 yılında Romalılar Sirakuza’yı zapt ettiler ve ÅŸehrin diÄŸer ileri gelenleriyle birlikte Archimedes’i de öldürdüler. SöylendiÄŸine göre, “bu sırada Archimedes kum üzerine çizdiÄŸi çemberlerle hesaplar yapmaktadır.Elinde boynuna vurulmak üzere kaldırılan bir kılıçla yaklaÅŸan romalı askere aldırmaz bile. Başını hesaplarından kaldırmadan “çemberlerime dokunma” der. ArÅŸimedin kesik başı çemberlerin arasına düşer. ” Tarihin nadir olarak yetiÅŸtirdiÄŸi bu çok yetenekli bilim adamlarını öldürmek grek ve romalılarda neredeyse bir alışkanlık olmuÅŸtur. Pisagorun öldürülmesi bilime 2000 yıl kaybettirir.
Archimedes hem bir fizikçi, hem bir matematikçi, hem de bir filozoftur. GençliÄŸinde bir süre İskenderiye’de bulunmuÅŸ, burada Eratosthenes ile arkadaÅŸ olmuÅŸ ve daha sonra da onunla mektuplaÅŸmıştır. Archimedes’in mekanik alanında yapmış olduÄŸu buluÅŸlar arasında bileÅŸik makaralar, sonsuz vidalar, hidrolik vidalar ve yakan aynalar sayılabilir. Bunlara iliÅŸkin eserler vermemiÅŸ, ancak matematiÄŸin geometri alanına, fiziÄŸin statik ve hidrostatik alanlarına önemli katkılarda bulunan pek çok eser bırakmıştır.
Geometriye yapmış olduÄŸu en önemli katkılardan birisi, bir kürenin yüzölçümünün 4Ï€r2 ve hacminin ise 4/3 Ï€r3 eÅŸit olduÄŸunu kanıtlamasıdır. Bir dairenin alanının, tabanı bu dairenin çevresine ve yüksekliÄŸi ise yarıçapına eÅŸit bir üçgenin alanına eÅŸit olduÄŸunu kanıtlayarak pi’nin deÄŸerinin 3 l/7 ve 3 10/71 arasında bulunduÄŸunu göstermiÅŸtir.

Archimedes’in en parlak matematik baÅŸarılarından biri de, eÄŸri yüzeylerin alanlarını bulmak için bazı yöntemler geliÅŸtirmesidir. Bir parabol kesmesini dörtgenleÅŸtirirken sonsuz küçükler hesabına yaklaÅŸmıştır. Sonsuz küçükler hesabı, bir alana tasavvur edilebilecek en küçük parçadan daha da küçük bir parçayı matematiksel olarak ekleyebilmektir. Bu hesabın çok büyük bir tarihi deÄŸeri vardır. Sonradan modern matematiÄŸin geliÅŸmesinin temelini oluÅŸturmuÅŸ, Newton ve Leibniz’in bulduÄŸu diferansiyel ve entegral hesap için iyi bir temel oluÅŸturmuÅŸtur.
Archimedes Parabolün DörtgenleÅŸtirilmesi adlı kitabında, tüketme metodu ile bir parabol kesmesinin alanının, aynı tabana ve yüksekliÄŸe sahip bir üçgenin alanının 4/3′üne eÅŸit olduÄŸunu ispatlamıştır.
İlk defa denge prensiplerini ortaya koyan bilim adamı da Archimedes’dir. Bu prensiplerden bazıları ÅŸunlardır:
Eşit kollara asılmış eşit ağırlıklar dengede kalır.
Eşit olmayan ağırlıklar eşit olmayan kollarda aşağıdaki koşul sağlandığında dengede kalırlar: f1 • a = f2 • b
Bu çalışmalarına dayanarak söylediÄŸi “Bana bir dayanak noktası verin Dünya’yı yerinden oynatayım.” sözü yüzyıllardan beri dillerden düşmemiÅŸtir.
Archimedes, kendi adıyla tanınan sıvıların dengesi kanununu da bulmuÅŸtur. SöylendiÄŸine göre, bir gün Kral II Hieron yaptırmış olduÄŸu altın tacın içine kuyumcunun gümüş karıştırdığından kuÅŸkulanmış ve bu sorunun çözümünü Archimedes’e havale etmiÅŸ. Bir hayli düşünmüş olmasına raÄŸmen sorunu bir türlü çözemeyen Archimedes, yıkanmak için bir hamama gittiÄŸinde, hamam havuzunun içindeyken ağırlığının azaldığını hissetmiÅŸ ve “Buldum, buldum” diyerek hamamdan fırlamış. Acaba Archimedes’in bulduÄŸu neydi? Su içine daldırılan bir cisim taşırdığı suyun ağırlığı kadar ağırlığından kaybediyordu ve taç için verilen altının taşırdığı su ile tacın taşırdığı su mukayese edilerek sorun çözülebilirdi.
Archimedes’in araÅŸtırmalarından önce, tahtanın yüzdüğü ama demirin battığı biliniyordu; ancak bunun nedeni açıklanamıyordu. Archimedes’in bu kanunu doÄŸada tesadüflere yer olmadığını, her zaman aynı koÅŸullarda aynı sonuçlara ulaşılacağını göstermiÅŸtir. Archimedes, 23 yüzyıl önce, modern bilimsel yöntem anlayışına çok yakın bir anlayışla, bugün de geçerli olan statik ve hidrostatik kanunlarını bulmuÅŸ ve bu katkılarıyla bilim tarihinin en büyük üç kahramanından birisi olmaya hak kazanmıştır.

Read Full Post »

Alfred Bernhard Nobel Hayatı Ve Buluşları

Categories: Bilim Adamları | February 17th, 2008 | by admin | no comments

Alfred Nobel’in en büyük baÅŸarısı dinamiti icat ettikten sonra Avrupa’da savaÅŸan taraflara satarak milyonlarca insanın ölümüne neden olmaktır. Buradan kazandığı paralarla “KANLI NOBEL” ödülünü dünyaya armaÄŸan(!) etmiÅŸtir.

1833′te varlıklı bir aileden gelen anne Andriette Ahlsell ile mühendis baba Immanuel Nobel’in üçüncü oÄŸulu olarak Stokholm’de dünyaya geldi. Alfred doÄŸduÄŸunda, babası iflas etmiÅŸti, dolayısıyla ailesinin maddi durumu iyi deÄŸildi. Nobel ailesi 1837′de Finlandiya’ya, 1842 yılında ise St. Petersburg’a taşınır. St. Petersburg’da babası Immanuel Nobel bir atölye açar, annesi ise bir bakkal dükkânı iÅŸletir. Baba Nobel, St. Petersburg’da büyük baÅŸarı kazanır ve Rus ordusu için silah üretmeye baÅŸlar.

Alfred Nobel, özel öğretmenler tarafından eÄŸitilir. DoÄŸa bilimleri, dil ve edebiyat alanlarına yoÄŸunlaşır. Onyedi yaşına geldiÄŸinde İsveççe, Rusça, Fransızca, İngilizce ve Almanca’yı akıcı bir ÅŸekilde konuÅŸabilmektedir. Fizik ve kimyanın yanısıra, onun bir mühendis olmasını isteyen babasının pek hoÅŸuna gitmese de Alfred İngiliz edebiyatına ve ÅŸiire de ilgi duymaktadır.

Babası onu kimya mühendisliÄŸi eÄŸitimi görmesi için yurtdışına gönderir. İki yıllık süre içinde İsveç, Almanya, Fransa ve ABD’de bulunur. Paris’te bulunduÄŸu süre zarfında dönemin ünlü kimyageri T. J. Pelouze’nin laboratuvarında çalışır. Burada ayrıca güçlü bir patlayıcı sıvı olan nitrogliserini keÅŸfeden İtalyan kimyager Ascanio Sobrero ile tanışır. Alfred Nobel de nitrogliserin ile ilgilenmektedir. Nitrogliserin, baruttan daha güçlü olmasına karşın, basınç ve sıcaklığın etkisiyle kolayca patlamaktadır. Nobel’e göre bu durum nitrogliserinin pratik kullanımını sınırlandırmaktadır.

Alfred Nobel, 1852′de ailesi tarafından St. Petersburg’a geri çaÄŸrılır. Nobel, nitrogliserin ile ilgili çalışmalarına burada devam etmeye çalışır. Ancak, babası Immanuel Nobel’in iÅŸleri bozulmaya baÅŸlar. Kırım Savaşı’nın sona ermesini takiben Rus ordusu baba Nobel’in iÅŸletmesinden silah sipariÅŸ etmeyi keser. Baba Nobel, bir kez daha iflas eder. Bunun üzerine baba Nobel iki oÄŸlu Alfred ve Emil ile ile birlikte Stokholm’e geri döner (DiÄŸer oÄŸulları Robert ve Ludvig ise St. Petersburgda kalır).

Alfred Nobel, 1863 yılından itibaren nitrogliserin ile ilgili çalışmalarına Stokholm’de devam eder. 1864 yılında çalışmalarını yürütürken bir patlama olur. Kazada, küçük kardeÅŸi Emil ile birlikte dört kiÅŸi hayatını kaybeder. Alfred Nobel’in Stokholm ÅŸehri sınırları dahilinde çalışma yapması yasaklanır. Bunun üzerine Alfred çalışmalarına Malaren Gölü yakınlarındaki bir mavnada devam eder.

Nitrogliserin’i patlayıcı madde olarak kullanma yollarını araÅŸtırdı. 1863 yılında Stokholm’de az miktarda nitrogliserin yapmaya baÅŸladı. Birkaç ay süren araÅŸtırmaların sonunda bir patlama ile laboratuvar yıkıldı. Çalışmalarına devam eden Alfred Nobel 1865′te yeni bir fabrika kurdu, bir süre sonra ikinci fabrikasını da açtı. 1864 yılında araÅŸtırmalarının sonucunu aldı ve dinamit barutunu buldu. AraÅŸtırmalarına devam eden Nobel, 1877′de Balistit adını verdiÄŸi yeni bir çeÅŸit barut tasarladı. 1879′da, Paris yakınlarındaki Servan’da bir laboratuvar kuran Nobel, buradaki çalışmaları sırasında dumansız barut adını verdiÄŸi ve eÅŸit miktarlarda nitrogliserinle nitroselüloz karışımından oluÅŸan, itici barutu buldu.

Birkaç yıl sonra kordit adlı patlayıcı madde konusunda İngiliz hükümeti aleyhine dava açtı, ancak davayı kaybetti. Bu dönemde Fransa’ya karşı kurulan bir ittifakta İtalya ile iÅŸbirliÄŸi yapan Nobel, aleyhindeki kampanyalar sonucunda Paris’i terk ederek İtalya’nın San Remo ÅŸehrine yerleÅŸti, laboratuvarını da oraya taşıdı.

Nobel, San Remo’da 1896 yılında beyin kanaması sonucu öldü. Vasiyetinde, mirasının Nobel Ödüllerinin enstitüleÅŸtirilmesi yönünde kullanılmasını ve 33.200.000 kronunun her yıl insanlığa hizmette bulunanlara sunulmasını istemiÅŸtir.

Bu ödüller, fizik, kimya, tıp veya fizyoloji, edebiyat ve barışa hizmet olmak üzere toplam beÅŸ dalda verilecekti. Nobel’in bu vasiyeti önceleri büyük tartışma yarattı. Ancak 1900 yılında İsveç hükümetinin Nobel Vakfı’nı kurmasıyla, Nobel Ödülleri düzenli olarak verilmeye baÅŸlandı. Daha sonra 1968′de İsveç Bankası Alfred Nobel’in anısına bir ekonomi ödülü vermeyi kararlaÅŸtırdı, ödül ilk kez 1969′da verildi.

Sentetik bir element olan Nobelyum onun anısına bu isim ile anılmıştır.

Nobel ödülleri her sene ölüm tarihi olan 10 Aralık’ta verilmektedir.

Read Full Post »

Thomas Edison Hayatı Ve Buluşları

Categories: Bilim Adamları | February 17th, 2008 | by admin | no comments

edisonThomas Edison, Ohio eyaletinin Milan kasabasında Samuel Ogden Edison, Jr. ve Nancy Matthews Elliott’un (1810–1871) yedinci çocukları olarak doÄŸdu. Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan’daki Port Huron’a yerleÅŸen Edison, ilköğrenimine yaÅŸadığı bir hastalık dolayısıyla geç baÅŸladı. Ancak yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaÅŸlığı nedeniyle okuldan uzaklaÅŸtırıldı. Kanada’da daha önce öğretmenlik yapmış olan annesi büyük bir zevkle oÄŸlunun eÄŸitimine evde devam ediyordu. Okuması ve tecrübe edinmesi için onu sık sık teÅŸvik ediyordu ve onu sık sık kontrol ediyordu. Derslerinin çoÄŸu çok iyiydi. Son derece meraklı ve yaratıcı kiÅŸiliÄŸe sahip bir çocuk olan Edison, 10 yaşına geldiÄŸinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi.Bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu. Özellikle kimya deneylerine ve Volta kaplarından elektrik akımı elde etmeye yönelik araÅŸtırmalara ilgi duydu; bir süre sonra arkadaşıyla telgraf yaptı ve Mors alfabesini öğrendi. 12 yaşındaysa duymada güçlük yaÅŸamaya baÅŸladı. Bunun sebebi olarak birçok teori ortaya atıldıysa da, Edison’a göre kendisi sağır oldu çünkü kendi kulakları tarafından bir tren vagonuna çekilmiÅŸti. 12 yaşına geldiÄŸinde ailesine yardım etmek için Port Huron ile Detroit arasında çalışan trende gazete ve ÅŸekerleme satmaya baÅŸlayan, ömrünü kurtardığı Jimmie Mackenzie tarafından telgraf operatörlüğü iÅŸine baÅŸladı. Jimmie’nin Michigan’daki Clemen DaÄŸları’nda J.U. Mackenzie istasyon temsilcisi babası, oÄŸlunun Edison’u kendi kanatları altına almasını ve onu yetiÅŸtirmesinden çok minnettardı. Edison’un sağırlığı onu etkilemiÅŸti ve yanındaki telegraftan gelen sesleri tekrar duyması için onu teÅŸfik etti. Bu dönemde Edison, telgırafıyla uÄŸraÅŸtı arkadaşıda yanında ona yardım ediyordu”mükemmel icat adlı yapıtını okudu ve derinden etkilendi. Bunun üzerine bir yandan komÅŸusunun deneylerini tekrarladı bir yandanda kendi deneylerine ağırlık vererek daha düzenli çalışmaya ve notlar tutmaya baÅŸladı. O yıllardaki akıl hocalarından biride telegrafcı ve kaÅŸif Franklin Leonard Pope’tu. Kendisi fakirleÅŸen Edison’a çalışması ve yaÅŸaması için Elizabeth, New Jersey’deki yerini kullanmasına izin verdi.

edisonElektrikli telgrafla alakalı ilk buluÅŸlarından biride borsadaki deÄŸerleri kaydeden bir cihazdı stock ticker. Edison’un kabul görmüş ilk icadı elektrikli oy kaydediciydi, 28 Ekim 1868.

24 Aralık 1871 yılında, 2 ay önce tanışmış olduÄŸu 16 yaşındaki Mary Stilwell ile evlendi. Üç çocukları oldu: Marion Estelle Edison (bilinen adıyla Dot), Thomas Alva Edison, Jr. (bilinen adıyla Dash) ve William Leslie Edison. Mary Edison 9 AÄŸustos 1884′te hayatını kaybetti.

1880′lerde Fort Myers, Florida’dan bir arsa satın aldı ve daha sonra burda kışları kalmak için kendine küçük bir ev inÅŸa ettirdi. Otomobil endüstrisinin büyük adamı Henry Ford yakın bir zaman sonra Edison’un evinin birkaç yüz metre ötesine taşındı. Bu nedenle Edison ve Ford ölene dek arkadaÅŸ kaldılar. 24 Åžubat 1886 Edison ikinci evliliÄŸini 19 yaşındaki Mina Miller ile gerçekleÅŸtirdi. Bu evliliÄŸinden de üç çocuk sahibi oldu: Madeleine Edison, Charles Edison, ve Theodore Edison.

Thomas Alva Edison, kariyerine New Jersey’deki Newark’ta otomatik tekrarlayıcı ve geliÅŸtirilmiÅŸ telgraf cihazları ile mucit olarak baÅŸlamıştır. Ancak ona ün kazandıran ilk keÅŸfi 1877 yılında geliÅŸtirdiÄŸi fonograftı. Bu baÅŸarı halk tarafından çok beklenmedik karşılanmış ve genelde büyülü olarak görünmüştür. Edison o zamanlarda yaÅŸadığı ÅŸehir olan “Menlo Park’ın Büyücüsü” diye de bilinir. Edison’un fonografı kayıtlarını çok ince, kalay yaprağından yapılmış bir silindire gerçekleÅŸtirildiÄŸinden kayıtlar sadece birkaç kez dinlenebilirdi. 1880′lerde balmumuyla kaplanmış karton silindirler kullanılan yeni modeller Alexander Graham Bell, Chichester Bell ve Charles Tainter tarafından üretilmeye baÅŸladı. Thomas Edison’un “Mükemmel Fonograf”ı yapmak için çalışmalarına devam etmesinin sebeplerinden biri de budur.

Thomas Edison özgür düşünceli biriydi ve yanlısıydı. İlahiyatçı kesimin çizdiği Tanrı portresine inanmıyordu ancak ulu bir güce olan inancından da şüphe etmiyordu. ruhu çok önemliydin varlığını kesinlikle redediyordu. İnanışıyla ilgili pozisyonunu Hristiyan inanışıyla saldırgan agnostisizm arasında bir yer olarak tanımlıyordu.

edisonEdison’un en önemli keÅŸfi Menlo Park, New Jersey’deki ilk endüstriyel araÅŸtırma laboratuarıydı. Sürekli olarak teknolojik keÅŸifler ve geliÅŸtirmeler-iyileÅŸtirmeler yapmak gibi özel bir amaç için kurulmuÅŸ ilk kurumdu. Edison birçok icadını resmi olarak bu labaratuarda üretmiÅŸ, birçok çalışanı onun direktifleri doÄŸrultusunda bu icatların araÅŸtırma ve geliÅŸtirmesinde görev almıştır.

Elektrik mühendisi William Joseph Hammer, 1879 Aralık’ında Edisonun labaratuar asistanı olarak görevine baÅŸlamıştır. Telefon, fonograf, elektrikli tren, demir madeni ayıracı, elektrikli aydınlatma ve diÄŸer birçok icatta büyük katkılarda bulunmuÅŸtur. Hammer’ı özel kılansa elektrik ampulünün icadındaki ve bu aletin geliÅŸtirme ve testleri sırasındaki çalışmalarıdır. Hummer 1880′de Edison’un lamba çalışmalarının ÅŸef mühendisi olmuÅŸ, bu mevkiideki ilk yılında Francis Robbins Upton’ın genel müdürlüğünü yaptığı fabrika 50.000 ampul üretmiÅŸtir. Edison’a göre Hammer elektrik ampulünün bir öncüsüdür. 1000e yakın patenti bulunmaktadır.

Read Full Post »

Albert Einstein Hayatı Ve Buluşları

Categories: Bilim Adamları | February 17th, 2008 | by admin | no comments

20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olarak nitelenen Albert Einstein, Görecelik kuramını geliÅŸtirmiÅŸ, kuantum mekaniÄŸi, istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarına önemli katkılar saÄŸlamıştır. Kuramsal fiziÄŸine katkılarından ve fotoelektrik etki olayına getirdiÄŸi açıklamadan dolayı 1921 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştür. (Nobel Ödülü’nün ve Nobel Komitesi’nin o zamanki ilkeleri doÄŸrultusunda, bugün en önemli katkısı olarak nitelendirilen Görecelik kuramı fazla kuramsal bulunmuÅŸ ve ödülde açıkça söz konusu edilmemiÅŸtir.)

Albert Einstein, 1879 yılında Güney Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası Einstein & Cie adında bir elektrik fabrikası sahibi; annesi ise, klasik müziÄŸe meraklı, eÄŸitimli bir ev hanımıydı. KonuÅŸmaya geç baÅŸlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliÄŸe düşürmüşse de, sonraki yıllarda saÄŸlıklı bir çocuk olduÄŸu anlaşıldı.1880 de ailesiyle Münih’e taşındı. Babası Hermann ve abisi Yakob burada Einstein&cie adında elektrik mühendisliÄŸi ile bir ÅŸirket kurdular. 1894 yılında ailesin iflası nedeni ile İtalya’ya taşındılar

Einstein: buluÅŸ ve çalışmalarındaki esin kaynağını ise kendisi: “ÇocukluÄŸumda yaÅŸadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beÅŸ yaşında iken amcamın armaÄŸanı pusulada bulduÄŸum gizem; diÄŸeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklit geometrisi. GençliÄŸinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceÄŸi hiç beklenmemelidir!” sözleri ile açıklamıştır.

Lise öğrenimini 1894′te İsviçre’de tamamladı ve 1896′da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne (ETH) girdi. Sırp asıllı Mileva Maric adlı bir fizik öğrencisi ile evlendi. Mileva, Einstein’nın 1905′te çıkardığı araÅŸtırmanın matematik hesaplarında yardımcı olmuÅŸtur.1921 yılında teorisi üzerinde çalışmak için New York’a gitti 1933 de hitler’in ırkçı politikası sebebiyle Alman vatandaÅŸlığından çıkartıldı ve Amerika’ya gitti ve buranın vatandaşı oldu

1933 de Almanya’da Nasyonal Sosyalist Partisi’nin İktidar olmasıyla çalışmalarına izin verilmeyen 40 bilim adamı adına Mustafa Kemal Atatürk’e bir mektup yazarak onların Türkiye’de çalışmalarına devam etmelerini istemiÅŸti.Atatürk bu isteÄŸi kabul ederek İstanbul üniversitesi’nde çalışma imkanı tanımıştı

Bu Dönemde Einstein’a İsrail BaÅŸbakanlığı teklif edildi ancak kabul etmedi.Dr. Chaim Weizmann ile Kudüs Musevi Universitesini Kurdu.

1955′te yaÅŸamını yitirene kadar bilim dünyasına pek çok katkıda bulundu. 1916′da yayımladığı “Genel Görelilik Kuramı”, 1921′de “fotoelektrik etki ve kuramsal fizik alanında çalışmalarıyla Nobel Fizik Ödülü’nü aldı.

Bern’de federal patent dairesinde görev aldı. Bu görevden arta kalan zamanlarda çaÄŸdaÅŸ fizikte ortaya atılmaya baÅŸlanan problemler üzerinde bir çok araÅŸtırma yaptı. Önce atomun yapısı ve Max Planck’ın kuantum teorisi ile ilgilendi. Brown hareketine ihtimaller hesabını uygulayarak bunun teorisini kurdu ve Avogadro sayısının deÄŸerini hesaplayarak teorisini test etti. Kuantum teorisinin önemini ilk anlayan fizikçilerden birisi oldu ve bunu ışıma enerjisine uyguladı. Bu da onun, ışık tanecikleri veya fotonlar hipotezini kurmasını ve fotoelektrik olayını açıklayabilmesini saÄŸladı.

1905 yılında “Annalen der Physik” dergisinde bu çalışmalarını açıklayan iki yazısından baÅŸka, üçüncü bir yazısı daha çıktı ve bu yazıda görecelik teorisinin temelini attı. Teorileri sert tartışmalara yol açtı. 1909′da Zürih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu. Prag’da bir yıl kaldıktan sonra, Zürih Politeknik Enstitüsü’nde profesör oldu. 1913′de Berlin Kaiser-Wilhelm Enstitüsü’nde ders verdi ve Prusya Bilimler akademisine üye seçildi.Bir bilim adamı olarak 1. Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldı. İlk eÅŸinden Hans ve Eduard isminde iki erkek çocuk sahibi olan bilim adamını 1914 yılında eÅŸi terk etti. Birinci Dünya Savaşı nedeniyle yiyecek kıtlığı sırasında mide aÄŸrıları çeken bilim adamına kuzeni Elsa bakmış ve ikinci defa kuzeni Elsa (takma ismi Else) ile evlenmiÅŸtir.

Yabancı ülkelere birçok gezi yapmakla birlikte 1933′e kadar Berlin’de yaÅŸadı. Almanya’da yönetime gelen Nasyonal Sosyalist (Nazi) rejimin ırkçı tutumu dolayısıyla, pek çok Musevi asıllı bilim adamı gibi o da Almanya’dan ayrıldı. Paris’te College de France’ta ders verdi; burdan Belçika’ya oradan da İngiltere’ye geçti. Son olarak Amerika BirleÅŸik Devletleri’ne giderek Princeton Üniversitesi kampüsünde etkinlik gösteren Institute for Advanced Study’de (İleri AraÅŸtırma Enstitüsü) profesör oldu. 1940 yılında Amerikan yurttaÅŸlığına geçti.

Küçük oÄŸlu Eduard akıl hastalığı nedeni ile Zürih yakınlarında bir bakım evinde hayatını geçirmiÅŸ; büyük oÄŸlu Albert, babası ve annesinin karşılaÅŸtığı Zürih Polytechnic’te mühendislik okumuÅŸ ve daha sonra University of California, Berkley’de profesörlük yapmıştır. 1955′de Princeton’da ölmüştür; oÄŸlu Albert yanında bulunmuÅŸtur.

Üvey kızı Margot Einstein, bilim adamının kişisel mektuplarını özenle herkesten saklamış ve kendisinin ölümünden 20 yıl sonra daha saklı kalmasını vasiyet etmisti. Günümüzde Princeton Üniversitesi tarafından basılan bu mektuplar bilim adamının gizli kalmış özel yaşamı hakkında ilginç bilgiler sunmaktadır.

Einstein’ın fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi. Kendisi özellikle zaman ve uzay için düzenlenmiÅŸ baÄŸlılık İzafiyet Teorisi ile tanındı.

Bu teori üç bölüme ayrılır:

Newton mekaniğinin yasalarını değiştiren ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne süren Özel Görecelik (1905);
Eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren Genel Görelilik (1916);
Elektro-manyetizma ve yerçekimini aynı alanda birleştiren daha geniş kapsamlı teori denemeleri.
İlk iki teorinin geçerliliÄŸi atom fiziÄŸi ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok baÅŸarılı bir biçimde sınanmıştır; çaÄŸdaÅŸ fiziÄŸin temel taÅŸları arasında yer alırlar. Einstein’ın atom ile ilgili olarak: “Ben atomu iyi bir ÅŸey için keÅŸfettim,ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar.” demiÅŸtir. Ayrıca birçok kiÅŸinin ilgisini çeken “Neden Sosyalizm?” adlı yazısı Monthly Review adlı aylık dergisinin, ilk sayısının, ilk yazısıdır.

Read Full Post »

Next Entries »

Son Eklenenler

  • XP’nin Firewall ÖzelliÄŸini Kapatmak
  • Bilgisayar KendiliÄŸinden Kapanıyor
  • Popup Sitelerin Açılmasını Önlemek
  • Program Bilgisayardan Kaldırılmıyor
  • ISDN nedir?
  • Avi ve Mpeg Formatındaki Dosyaları BirleÅŸtirmek
  • Proxy Sunucusu
  • Windows/Msn messenger Programının Açılışta Çıkmasını Önlemek
  • Silinen Dosyaları Geri Getirme
  • Spy Temizleme

Categories

  • Arkeoloji (2)
  • Astronomi Uzay Bilimleri (39)
  • Bilgisayar Dünyası (26)
  • Bilgisayar Sorunları (29)
  • Bilim Adamları (20)
  • Bilim Teknik (83)
  • Bilimsel Olaylar (45)
  • Cep Telefonu Haberleri (1)
  • CoÄŸrafya (1)
  • Donanım İncelemeleri (13)
  • Elektrik - Elektronik Dünyası (25)
  • Hayvanlar Alemi (4)
  • İcat ve BuluÅŸlar (16)
  • İnternet Haberleri (3)
  • Otomobil Haberleri (3)
  • SaÄŸlık Bilgisi (26)
  • Teknoloji Haberleri (66)
  • Yazılım (3)

Archives

  • September 2008 (26)
  • August 2008 (3)
  • May 2008 (1)
  • April 2008 (16)
  • March 2008 (24)
  • February 2008 (110)
  • January 2008 (66)
  • Blogroll

    • Bilim Teknik
    • Güzel Resimler
    • Güzel Resimler
    • Kral Oyun
    • Kral Oyunlar
    • Tatil Beldeleri
 

© 2008 Bilim - Teknik - Teknoloji

Haber Siteleri
eXTReMe Tracker
TOPlist