EURO 2008 heyecanının giderek tırmandığı bugünlerde Tekofaks Panasonic, kupa karşılaşmalarının coşkusunu evlerimize taşıyacak yeni nesil Viera Plazma ve LCD televizyonları pazara sundu.
Viera Plazma ve LCD Televizyonların kullandığı teknolojileri, 2008′de daha da geliştirilerek, performans, kullanım kolaylığı ve kozmetik güzelliği yönünden rakiplerinden daha güçlü ve benzersiz özelliklere sahip oldu.
Panasonic’in Olimpiyat Oyunları’nın heyecanını aktarmak için geliştirdiği ve HD kameralarda kullanılan teknolojiye sahip Viera serisi, 1.000.000:1 dinamik/30.000:1 statik kontrast özelliğiyle koyu tonları, hızlı-hareketli görüntüleri bile yüksek netlikle ekrana getiriyor.
Bulunduğu mekana prestij kazandıracak kadar şık ve seçkin bir tasarıma sahip bulunan Viera serisi, darbe, çarpma, çizilme gibi dış etkenlere karşı oldukça dayanıklı. Kurşun içermemesi ve 34 yıla ulaşan uzun panel ömrüyle Viera, çevre duyarlılığının da önemli bir temsilcisi.
Kullandığı teknoloji, sahip olduğu performans ve kullanım kolaylığının yanısıra estetik açıdan da tamamen yenilenerek adeta yeniden doğan Panasonic Viera serisi Plazma ve LCD televizyonlar, Panasonic’in Türkiye distribütörü Tekofaks tarafından Türkiye pazarına sunuluyor.
42″ (106cm) ekran boyutunda sektörün Full HD kalitesinde plazma üretebilen tek firması olan Panasonic, 2008 Full HD ürün segmentine yeni 46″ (116cm) ekran Full HD plazma ve iki katı hıza sahip 100Hz. yüksek görüntü kalitesi sunan Full HD LCD’leri ekleyerek rakipsiz bir ürün gamı sergilemekte.
Sunulan özellikler ve performans açılarından, üstün araştırma misyonunu yansıtan Viera ürün yelpazesi 4 önemli konsept üzerine kurulu: 1. Etkileyici görüntü kalitesi, 2. kullanım kolaylığı, 3. ses kalitesi ve 4. çevreye duyarlılık. Bu konseptleri oluşturan teknolojiler, Panasonic’in bugüne kadar yarattığı en etkileyici dizaynla tüketiciye ulaşıyor.
Renkler daha gerçek, tonlar daha yoğun!
Her yıl V-real teknolojisini yeniden tasarlayıp sunan Panasonic, Olimpiyat Oyunları’nın heyecanını aktarmak için geliştirdiği HD kameralarda kullanılan teknolojiyi, Panasonic Hollywood Laboratuarları tarafından film yapımı için geliştirilen teknolojilerle birleştirdi. Görüntü kalitesi, Viera’ya derinden etkileme özelliği kazandırmak için her açıdan test edildi.
Bulunduğu mekana prestij kazandıracak kadar şık ve seçkin bir tasarıma sahip bulunan Viera serisi, hızlı-hareketli görüntüleri yüksek bir netlikle ekrana getiriyor. Viera’da Yeni Gerçek Siyah Sürüş sistemi ve geliştirilmiş görüntü işleme teknolojileri, olağanüstü siyahlar ve yüksek kontrast üretmek için birleştirildi. Özellikle hassas ışık ve gölge olan sahneleri keskin bir şekilde üreten Viera serisi 1.000.000:1′e kadar dinamik kontrast sunuyor.
Geniş renk üretimi sayesinde filmlerdeki renkler kaydedildiği kadar gerçek, yüksek kontrast oranı sayesinde koyu tonlar daha yoğun olarak izlenebiliyor. Panasonic televizyonların görüntü kalitesinin ulaştığı seviye, milyonlarca rengin bir arada olduğu bir gün batımı, canlı ve farklı tonlarda manzaralar içeren bir belgesel veya aksiyonu yüksek bir futbol karşılaşması izlerken çok daha yüksek heyecan duymayı sağlıyor.
kaynak: Pcnet
Sony’nin 11 inçlik şaşılacak incelikteki OLED TV’lerinin duyurulmasının ardından bir diğer açıklama da Samsung kanadından geldi. Üreticiler artık bu yeni teknolojiye yatırım yapıyor.
Aynı sayıdaki genetik yapısı değiştirilen sivrisinekler ve genetik yapısı değiştirilmeyen normal sivrisinekler, sıtma bulaşmış farelerin kanıyla beslendi. 9. kuşakta genleriyle oynanan sivrisineklerin oranının yüzde 70 olduğu, bu türün daha uzun süre yaşadığı ve daha fazla yumurtladığı görüldü.
Güneş sisteminin diğer küçük cisimlerinin aksine, kuyrukluyıldızlar antik çağlardan beri bilinmektedir. Çin kayıtlarına göre Halley kuyrukluyıldızı MÖ 240 yılından beri tanınmaktadır.
Kuyrukluyıldızlar, güneş yakınından yüzlerce geçiş sonunda (yaklaşık 500 geçiş sonunda), buz ve gazlarının tamamına yakınını yitirerek asteroidlere benzer bir görünüm kazanırlar (muhtemelen dünyaya yakın asteroidlerin bazıları ölü kuyrukluyıldızlardır.) Yörüngeleri güneşe yaklaşan kuyrukluyıldızların, güneş ya da gezegenlerle çarpışma, ya da oldukça yakın bir geçişle (özellikle Jüpiter’e yakın geçerlerse), güneş sistemi dışına atılmaları olasılığı vardır.
Fotosentez, özümseme ya da asimilasyon, klorofil taşıyan canlılarda ışık enerjisi kullanılarak organik bileşiklerin üretilmesi. Bu yolla besin üreten canlıların tümüne fotosentetik organizmalar denir ve bunların büyük çoğunluğunu bitkiler oluştururlar.
Güneş’e uzaklık sıralamasında dokuzuncu gezegen. XIX. yy. sonunda bilinen en uzak gezegen Neptün’dü; 1846’da Le Verrier bu gezegeni, Uranüs’ün hareketinde doğurduğu tedirginlikle ilgili hesaplar sonucunda bulmuştu. Yarım yüzyıllık gözlemlerden sonra gökbilimciler, bilinmeyen bir başka gezegenin, Uranüs ve Neptün’ün hareketlerinde tedirginliğe yolaçtığı kanısına vardır. Çünkü Newton mekaniğine ve konum ölçümlerine göre yapılan kuramsal hesaplar, sürekli farklı çıkıyor ve fark, hesap hatası denebilecek değeri geçiyordu.
Güneş’e uzaklık sırasına göre sekizinci gezegen. Çok uzakta bulunan, çıplak gözle görülemeyen, bu yüzden de, tıpkı Uranüs ve Plüton gibi, uzun süre astronomlar tarafından varlığı fark edilmeyen Neptün’ün yeri, 1845’te ve 1846’da İngiliz astronomu John Couch Adams ile Fransız astronomu Urbain Jean Joseph Leverrier tarafından, birbirlerinden bağımsız olarak, Uranüs’ün yörüngesindeki düzensizlikleri açıklayabilmek amacıyla hesaplandı. Adams’ın ulaştığı sonuçlarla, o dönemin İngiltere’sinde pek ilgilenilmemesine karşılık, Leverrier’ninkiler, hemen büyük ilgi uyandırdı: Berlin gözlemevinin yöneticisi Galle, teleskopunu belirtilen yöne doğrulttu ve aranılan gezegeni buldu. Soluk renkli bu küçük diske, “Neptün” adı verildi.
Uranüs Güneş sisteminin Güneş’ten uzaklık sırasına göre 7. gezegenidir. Çap açısından Jüpiter ve Satürn’den sonra üçüncü, kütle açısından bu iki gezegen ve Neptün’ün ardından dördüncü sırada gelir. Adını Yunan mitolojisi’ndeki gökyüzü tanrısı Uranos’tan (Yunanca’da Οὐρανός, Latinceleştirilmiş şekli ile Uranus) alır. 1781 yılında William Herschel tarafından bulunmuştur. Gaz devleri sınıfına girmektedir.
